İnsanların hayatlarına dokunmayı misyon edinmiş ve yaşamının devamını bundan beslenerek devam ettiren bir iş kadını , 20 küsür yıllık kariyerinde çeşitli firmalarda üst düzey yönetici girişimci / kendi işinin sahibi olarak çalışmanın sunduğu birçok deneyimi yaşamış . Şimdi de bu deneyimlerini ,eğitimlerini ve yetkinliklerini aynı yoldan geçenlere sunmakta . Erickson International Academy , Kanada MBA , İstanbul Bilgi Üniversitesi , Türkiye Bsc , Orta Doğu Teknik Üniversitesi , Türkiye gibi okullarda eğitimini tamamlamıştır .

Executive Koc & Liderlik Gelişim Uzmanı , Girişimci & Şirket Sahibi , Executive Danışman , Direktör , Ürün Uygulama Uzmanı  olan Yeşim Engin ile Askıda Eğitim blog yazarı Hivda Zeren Duruk , 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için bu röportajda buluştu ! Keyifli okumalar diliyoruz …

 

  1. İçinde bulunduğunuz sektörden biraz bahseder misiniz ?

Koçluk , eğitmenlik , mentorluk ve danışmanlık yapıyorum . Firmalar ve profesyonel iş hayatındaki bireylerle çalışıyorum . Sektör olarak özellikle pandemiden sonra teknolojinin bu sektörde kullanılmasının daha kabul görmesi sebebi ile uluslararası hizmet vermenin kolaylaştığı bir sektör haline geldi . Ben de hem uzun yıllardır yurtdışında yaşamam hem de bu sektörü destekleyecek birçok alanda uzun dönem tecrübeli olmam sayesinde birçok platformda konuşmacı ve moderatör olarak da bu mesleğin sınırlarını genişletecek imkanlar buluyorum . Sektör olarak aslında hem çok iyi eğitimli ve tecrübeli profesyonellerin bulunduğu , hem de maalesef son tüketici olan müşterilerin servis aldıkları kişilerin yetkinliklerini nasıl ölçebileceklerini pek de bilmedikleri bir sektör . O nedenle maalesef eğitimsiz ve sektörün ismine zarar verebilecek birçok talihsiz örnek de çıkıyor karşımıza .

 

  1. Mesleğinizdeki kadınlara olan tutumu bir kadın olarak nasıl değerlendirirsiniz ?

Bu sektörde kadın veya erkek ayrımının diğer sektörlere oranla daha az olduğunu düşünüyorum . Hatta kadın olarak kapıları belki daha kolay açabilecek pozitif bir etkinin olduğuna inanıyorum doğrusu

 

  1. Bu sektörde çalışmaya nasıl karar verdiniz ? Sizi buraya çeken neydi ?

Aslında üniversitede eğitimini aldığım üzerine MBA yaptığım düşünüldüğünde yaklaşık 20 yıllık bir iş hayatından sonra bu sektöre girmeye karar verdim ve bir yüksek lisans derecesi kadar zaman harcadım bu yeni şapkayı edinmek için . Hayatımda ideal olan herşeyin varolmasına rağmen (iyi bir kariyer, evlilik, cocuk vb) , bir dönem içimde bir boşluk olduğunu hissediyordum . İnsanlara daima yardımcı olan , kendisine fikir danışılan , gerek özel gerek iş hayatlarında kişileri buluşturup fayda sağlayan , network grupları kuran bir kişiydim . Yurtdışında yaşıyor olmanın da getirdiği bir ihtiyaçla çevremde sorun çözmeye çalışan herkese destek olmaya çalışırken içimde boşluğun insanların hayatına dokunmanın daha profesyonel , arkamda iz bırakmanın daha sürdürülebilir bir halinden kaynaklandığını farkettim . Yaşam amacımın gerçekten birilerinde bir fark yaratmak , değişimlerini ve iyileşmelerine tanık olmak olduğunu anladım . Aldığım bir koçlukla da bu işi nasıl yapacağımı birebir deneyimlemiş oldum . Sonra bu geri dönüşü olmayan kişisel gelişim yolculuğum başladı , hem kendimi gelişitiriyorum hem yolumun kesiştiklerini …

 

  1. Mesleğinizde en sevdiğiniz şey nedir ?

Öncelikle her seans , her eğitim , her mentorlük sonunda diğerlerinin azıcık bile olsa benim aracılığımla degişmesi , farkındalıklarının artması ve yeni pencereler açabilmek beni inanılmaz motive ediyor . Sonrasında da hayatına dokunduğum insanların sonradan dönüp teşekkür etmesi , işte onun tarifi bile mümkün değil .

 

  1. Mesleğinizde zorlandığınız zamanlar olmuştur . Bize bu zorlandığınız anları ve üstesinden nasıl geldiğinizi anlatabilir misiniz ? Sorunları aşmanızdaki en büyük yardımcınız neler veya kimlerdi ? Bu zorluklar hâlâ devam etmekte mi ?

Olmaz mı ? Öncelikle ne iş yaptığımı hayatında bu mesleği duymamış birilerine anlatmak zor .  Aslında duyan ama yanlış bilenlere anlatmak daha zor . Bu konuda nasıl bir eğitim sürecinden geçtiğimizi ve geçiyor olduğumuzu bilmeyenler , bizleri titrini koç olarak duyuran ve eğitimsiz , bu işi etik çerçevede yapmayan kişilerle kıyaslayabiliyorlar , bunu düzeltmek ve kendimizi ifade etmek benim gibi bu işi layığıyla ve meslek olarak eğitimini alıp yapanları zorlayabiliyor . Bu yüzden de ICF gibi federasyonların verdiği ünvanlarla ve o kurumun etik kuralları çerçevesinde , onaylı yerlerden eğitim almış olmak kendimizi ifade etmekte en büyük kolaylık . Ben de hem dünyanın ICF onaylı en büyük iki koçluk okulunun birinden mezun oldum , hem de ICF ünvanları yolculuğuna ilk günden çıktım . O yüzden kurumlarla zaten sorun olmuyor , bireylerle de kendimizi doğru ifade edip bilinci arttırarak her geçen gün bu konuda daha az sorunla karşılaşıyoruz .

 

  1. Bu sektörde kadın olmanın avantaj veya dezavantajlarının neler olduğunu düşünüyorsunuz ?

Doğrusu ben bu sektörde hatta kariyerimde daha önceki deneyimlerimde de kadın olmanın avantajını yaşadığımı düşünüyorum . Bu belki biraz da hem Türkiye ‘ nin seçkin bir üniversitesinden mezun olduğum hem de kariyerimin çoğunda yurtdışında yaşadığım içindir .  Şu an içinde bulunduğum sektör için de kadın olarak kapıları daha kolay açabildiğime ve empati yaratabildiğime inanıyorum . Özellikle kuruluşunu da yaptığım Kadın Dernekleri ‘ nin ve iş – özel hayat dengesini , çalışan anne olmanın zorluklarını birebir deneyimlediğim için ve bu konular sonuçta kişisel gelişimle direk alakalı olduğu için sektörde erkek meslektaşlarıma göre biraz daha önde tercih ediliyor olabilirim . Avantaj olarak bir de kendi çalışma saatlerimi belirleyebilmek büyük bir avantaj , özellikle bu şekilde çalışmamın çocuklarıma ve evime de zaman ayırabilecek bir alt yapı sağlaması benim için çok önemli bir faktör .

 

  1. Kadınların iş hayatı başta olmak üzere belli ataerkil tutumlardan ötürü ayrımcılığa uğramasının temelinde sizce neler olabilir ? Bu tutumların oluşturduğu doktrinleri yıkmak için sizce neler yapılmalı ?

Ben eğitimci anne babanın iki kızından biri olarak dünyaya geldim . Hayatım boyunca kadın veya erkek tanımlaması yapılmadan her şeyi yapabileceğimi , başarı istiyorsam benim elimde olduğu , her konuda gösterdiğim çabanın beni yolculuğumda ileri götüreceğini özellikle babamdan her daim duydum . Dolayısı ile hiçbir zaman kendimi bir erkekten aşağı veya arkada düşünmedim , düşünemedim . Çok şanslıyım ki sevgili eşim de benim her daim önde olmamı , girişimlerimi , ataklığımı desteklemiştir . Bu yüzdendir ki bir kadının kendisini arkada veya geride görmesi kabullenemediğim , beni hakikaten inanılmaz ağır etkileyen bir durum . Ben ataerkil bir toplum olduğumuza da inanmıyorum . Aslında kendi öz kültürümüz eski Türklerden beri ananın ağırlığının olduğu , dışarıya baba faktörü ağır gösterilse bile içeride her şeyin kadının yönetimi , idaresi ve yönlendirmesi ile çevrildiği bir toplum olduğuna inanıyorum . Bence kadınlar da bazen savaşmak istemeyip kendilerine dikilen elbiseyi olduğu gibi giymeyi tercih ediyor . Benim bu hayattaki misyonlarımdan birinin de işte kadınların bu konuda aydınlanmalarını ve yeteneklerini geliştirerek kendilerine dikilen değil kendi istedikleri elbiseyi giyebileceklerini anlatmak . İki erkek annesi olarak da çocuklarımı kadına saygılı , el üstünde tutan ve kendinden ne önde ne arkada gören bireyler olarak yetiştirmek en büyük amacım . Tüm anneler , özellikle erkek çocuk sahibi anne-babalar bu konuda sorumlu ki nesiller boyu aslında öz kültürümüzde olan ama sonradan modernlik altında değişen kadının toplumumuzdaki yerini tekrar hakettiği seviyeye getirebilelim .

 

8.Mesleğinizi genç nesile önerir misiniz ? Öneriyorsanız , mesleğinizi icra edecek gençlerimize sektörünüz ile ilgili öneri ve tavsiyeleriniz var mı ?

Öncelikle iyi bir eğitim sonrası bu mesleğin uygulanmasını herkese öneririm . Hatta inanıyorum ki , zamanla her sektörden koçlar da yetişecek ; öğretmenler , hemşireler , doktorlar , politikacılar , eğitmenler herkes koçluk eğitimi alacak ve hizmet verdiği toplumda bilincin yükselmesi ve kişilerin gelişimine katkıda bulunacak . Benim en büyük önerim iyice araştirip ICF vb onaylı eğitimleri tercih etsinler . Tabii bu mesleğin aslında kendi kişisel yolculuğunuzun da bitmeyen bir başlangıcı olduğunu unutmamalı ve insanlarla uğraşmaktan keyif alıyorlarsa yapılmasının doğru olacağını da bilsinler .

 

Sevgili Yeşim Engin ‘ in bizlere bugünün anlamı için bir mesajı var bunu sizlerle de paylaşmak isterim !

 

Öncelikle her insan ihtiyaç duyduğu tüm kaynaklara sahiptir . Kadın olarak bizler yeni bir canlıya hayat verecek kadar güçlü iken yapabileceklerimizin sınırı yok , yeter ki isteyelim , yeter ki farkında olalım , birlik olalım . Hayat biz varsak güzel …

Kadınlar günümüz kutlu olsun …

 

YAZARIN YORUMU

Sevgili Yeşim Engin ile geçirdiğim bu keyifli röportaj benim için çok anlamlı oldu . Kadının , kendini geliştirmesinin ve ilerlemesinin ilk kaynağının aile ve yakın çevresinin tutumu olduğu farkındalığını bir kez daha hissettim . Aynı zamanda çok yönlü olmanın farklı alanlarda aktif olabilmenin hiç de sanıldığı kadar korkutucu olmadığını bir kez daha gördüm . Pozitif yaklaşımı , naifliği , güzel sohbeti ve daha sayamayacağım nice güzel etkileri ile tam bir yaşam koçu olan sevgili Yeşim Engin ‘ e bizi kırmayıp röportajımızı kabul ettiği ve bize zaman ayırdığı için bir kez daha teşekkür ediyorum . Son olarak başta Yeşim Engin olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ‘ nü kutluyor ve nice güzel platformlarda , alanlarda kadınlarımızı daha aktif göreceğimiz­ , özgür ve umutlu yarınlar diliyorum …