“Ve O Hiçbir Şey Demedi” Romanındaki Metaforlar

  Alman yazar Henrich Böll, II. Dünya savaşına katılmış ve 1945 yılında esir düşmüştür. Savaşı tüm iliklerine kadar yaşayan Henrich B. savaştan sonra “Ve O Hiçbir Şey Demedi” romanını kaleme almıştır. 

 Henrich Böll savaşta olduğu zamanların birinde mayına basmıştı ve bacağından ağır bir şekilde yaralanmıştı. Tedavisi için para gerekiyordu. O da bu sebeple masasının başına oturdu ve 5 gün boyunca evinden dışarı çıkmayarak şu an günümüzde en çok bilinen kitabını yazdı. Yayınevinden kazandığı para ile de tedavisini oldu.

 Kitap, II.Dünya savaşındaki birçok duruma göndermeler yapıyor. Bunların ilki başkarakterimizden biri olan ve aslında kitabın da ismini aldığı Keate’in kiliseden duyduğu bir ilahinin parçası olan “Onu çarmıha gerdiler ve o hiçbir şey demedi.” ilahisidir. Ve kullandığı “ilahi” ve “kilise” metaforlarıyla o zamanki kilisenin duruşuna, savaşla birlikte yozlaşan din anlayışına, zengin kesimin kilise üstündeki etkilerine ve son olarak da kiliseden yardım bekleyen fakirlere atıfta bulunulur.

 “Ah, biliyorum ve unutmuyorum ben! Yavrularımı bitlerin öldürdüğünü, bize sağlık bakanının yeğeni tarafından korunan bir fabrika malı, tamamen faydasız bir ilacı sattıklarını; iyi tesirli ilacı ise kendilerine sakladıklarını biliyorum.”

 

Romandaki kireç ve toz metaforları:

 Bir sokak ötede patlayan bombaların sesleriyle yaşam mücadelesi veren Keate’in savaşın bir diğer boyutunu yani savaş sürecinde ve sonrasında vermiş olduğu yaşam mücadelesini okuyoruz. Zannımca, Keate’in her gün kovaya su doldurup kireç lekelerini çıkartmaya çalışması ve sildikten bir süre sonra tekrar lekelerin orada olduğunu görmesi imgesiyle savaşın bırakmış olduğu fiziki ve psikolojik izlerine atıfta bulunuluyor. Savaş sırasında alınan bu yaralar her ne kadar kabuk bağlayıp iyileşse de izi ömür boyu kalıyor, geçmiyordu.

 “Toz, gözyaşı ve yeis karışımı bir şey mideme kayıyor, ve ben o zaman savaşa gerçekten başlıyorum… kovayı boşalttım mı dibinde pis bir kireç tortusu kalıyor; ellerimle kazıyor, çıkarıyor, yıkıyorum.”

 “(…)Kovayı alıp yere koyunca, demin sildiğim yerlerin kurumuş olduklarını görüyorum: Beyaz kireç kalıntılarının kahredici izleri, iğrenç lekeler gibi…”


 Belli bir süre sonra kaleme aldığı “Babasız Evler” kitabında ise savaşta babasını kaybeden küçük çocukları, kırılan kalpleri, öksüz ve kimsesizleri ele almıştır. Hayatın en acı ve yoğun kısmını gören Heinrich B. “Böyle bir dünyaya çocuk getirmem” demiş ve çocuk sahibi olmayı hiç istememiştir.  

“Anlamıştım, yoksulduk biz…”

 Ruhlarının kalpleriyle birlikte aşklarının, sevmeyi ve sevinci unutmuş ve zamanla birbirlerine ve evliliklerine yabancılaşan iki insanı görüyoruz. Çöken ve gitgide yalnızlaşan Keat ve Fred’in hikayesi… Kitap yaklaşık 13 bölümden oluşuyor ve bölümler sırasıyla Fred ve Keate’in dilinden yazılmış. Heinrich Böll’ün bu teknikle kadının aşkını, eşine olan aşkının bitişini ve aynı zamanda 3 çocuklu bir annenin mücadelesiyle birlikte duygularını böylece anlatabilmesi hiç şüphesiz yazarın empati gücünden kaynaklanmaktadır.

Begüm Gür

KAYNAKÇA:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Heinrich_B%C3%B6ll

https://1000kitap.com/kitap/ve-o-hicbir-sey-demedi–16837/incelemeler

Böll, Heinrich (2000). Ve o hiçbir şey demedi. 

 

 

 

Yorumlar

Your email address will not be published. Required fields are marked *