Sena Adalı

1.Yaşar Üniversitesi’nde tam burslu olarak Görsel İletişim Tasarımı lisansınız var. Özel üniversitede burslu bir şekilde okumak nasıldı? Özel üniversitede okumak mesleğiniz için nasıl bir artı sağladı?

Lisans eğitimimi Yaşar Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı bölümünde %100 burslu olarak tamamladım. Özel üniversitede burslu bir öğrenci olmak bence çok büyük bir ayrıcalık. Uluslararası akademik kadroya sahip ve birkaç bölüm dışında eğitim dilinin tamamen İngilizce olduğu bir okuldan mezun oldum. İyi bir eğitim aldığıma inanıyorum. Burslu okumanın maddi avantajları ile birlikte başka avantajları da var. Ben öyle rekabetçi bir öğrenci değilimdir; hiç öyle olmadım ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki burslu bir öğrencinin potansiyeli, öğrencinin ilgi ve motivasyonundan dolayı daha çabuk fark ediliyor bence. Bu da benim durumumda değerli hocalarımla çok güzel ilişkiler geliştirmemi sağladı. Bütün bunların hem akademik hem de kişisel gelişimime büyük katkıları oldu.

Örneğin mezun olduktan sonraki ilk iş tecrübem, okula gelen bir iş ilânını bir hocamın yönlendirmesi vesilesi ile gerçekleşti.

 

2.Görsel İletişim Tasarımı hakkında neler söylemek istersiniz? Nasıl bu mesleğe karar verdiniz? Mesleğinizden memnun musunuz?

Görsel İletişim Tasarımı hakkında söylemek istediğim çok şey var! Öncelikle mesleğimi çok sevdiğimi söylemek isterim! Görsel İletişim Tasarımı ciddi anlamda değerli bir alan; bence önemi giderek artıyor ve fark ediliyor. Öyle bir gücü var ki… Günümüzde aklımıza gelebilecek çoğu şey Görsel İletişim Tasarımı’nın konusuna giriyor aslında. Günlük hayatta gördüğümüz her şeyin bizlerle bir iletişim kurma şekli var. Tasarım hayatın tam da içinde ve değişmez bir parçası bence. Ben  tasarımı, tasarımcı olmayı; dünyaya ve hayata tasarımcı gözüyle bakmayı çok seviyorum ve bunun çok değerli bir ayrıcalık olduğuna inanıyorum.

Nasıl bu mesleğe karar verdiğim konusuna gelirsek…Kendimi bildim bileli güzel sanatlara ilgim vardı. 6-7 yaşlarındayken ressam olmak istediğimi hatırlıyorum. Çocukken resimli kitapları, kağıt bebekleri çok severdim; boyalarla renkleri karıştırırdım, yeni renkler çıkardı ortaya, ne güzel olurdu. Biraz daha büyüdükten sonra uzunca bir süre İç Mimar olmak istedim. Ama alternatif olarak Grafik Tasarım da vardı aklımda. Benden büyük bir kuzenim Ekonomi Üniversitesi’nde Görsel İletişim Tasarımı okumuştu; o sebeple çok az da olsa biliyordum, duymuştum bölümü. Üniversite sınavından sonra tercih döneminde Görsel İletişim Tasarımı ile ilgili araştırma yaptım ve tam bana göre bir bölüm olduğunu gördüm. Görsel İletişim Tasarımı kocaman bir iyi ki benim için!

 

3.Mesleğiniz erkek ağırlıklı mı yoksa herhangi bir baskınlık söz konusu değil mi?

Kendi deneyimimden yola çıkarak fikir verebilirim ancak. Bence iş hayatında herhangi bir baskınlık söz konusu değil.

Üniversite hayatımı düşünecek olursam, lisansta mesela bizim sınıfta erkekler daha az sayıdaydı. Ama genelleme yapmak doğru olmayabilir bu örnek üzerinden.

 

4.Görsel İletişim Tasarımı için çizim yeteneği olmalı mı? İyi resim yapan bir kişi görsel iletişim tasarımı okuyabilir mi?

Açıkçası tasarımcı olmak için inanılmaz bir çizim yeteneği bir gereklilik değil. Yani okulda çizim dersi alıyoruz, tabii bu derslerde göstermemiz gereken bir başarı var; o sebeple en azından ortalama düzeyde olması iyi olabilir. Pratik edilen her şeyde kendimizi geliştirebildiğimiz gibi çizim konusunda da bu böyledir bence. Bununla beraber ben bir tasarımcı olarak çizim yeteneğinin çok büyük bir artı olduğuna inanıyorum.

Bence Görsel İletişim Tasarımı okumak için çizim ya da resim konusunda yetenekli olmaktan ziyade tasarım konusuna karşı ilgi duymak, merak etmek önemli.

 

 

5.İzmir’de üniversite okumak nasıldı? Neden İzmir’i tercih ettiniz? İzmir’de yaşamayı bir kadın olarak nasıl tarif edersiniz?

İzmir’de üniversite okumak çok keyifliydi. Ben üniversite yıllarımı çok seviyorum. Neden İzmir’i tercih ettiğim konusuna gelirsek… Ben İzmir’de doğdum, Aydın’ın Söke ilçesinde büyüdüm ve üniversite için İzmir’e geldim. Hatta Bornova’da doğdum, Bornova’da okudum ve Bornova’da yaşıyorum yıllardır J Çocukluğumdan beri İzmir ile yakın bir ilişkimiz vardı, çok gider gelirdik. Dolayısıyla hep sevdiğim ve tanıdığım bir şehirdi İzmir. Ben lisedeyken ablam Ege Üniversitesi’nde öğrenciydi; İzmir’de üniversite hayatı hakkında fikir veriyordu tabii bu tecrübe. İzmir dışına gitmeyi pek istemedim çünkü İzmir’im güzeldi ve aileme yakındı.

İzmir çok özel bir şehir ve ben İzmir’de yaşadığım için çok mutluyum.

 

6.Erasmus yaptınız. Deneyimleriniz hayatınızı nasıl şekillendirdi?

Erasmus kesinlikle hayatımdaki en güzel tecrübelerden biriydi! Öyle pozitif bir tecrübe oldu ki benim için! Bir dönem boyunca o zamanki ismi ile Çek Cumhuriyeti’nin Zlín şehrinde bulundum. Kore’den İtalya’ya, Meksika’dan Bulgaristan’a Dünya’nın her yerinden bir sürü güzel insanla tanıştım; ülkeler arası seyahat edip yeni şehirler gördüm, yeni kültürler tanıdım ve doğal olarak dünyam genişledi. Hem yabancılarla hem de orada tanıştığım Türkler ile çok güzel arkadaşlıklarım oldu. Erasmus öğrencisi olarak çok keyifli zaman geçirdim ve paha biçilemez anılarım oldu o güzel insanlarla. Ne mutlu ki hâlâ irtibattayız ve internet üzerinden de olsa görüşüyoruz.

 

7.Sanat ve Tasarım Görsel İletişim Tasarımı, Sanat ve Tasarım’ın kapsamının dışında mı?

Eğitimimi Sanat ve Tasarım ana sanat dalında sürdürüyorum; şu an tez aşamasındayım. Sanat ve Tasarım çok geniş bir alan, dolayısıyla programa hak kazanan öğrenciler de farklı disiplinlerden gelen kişiler. Mimarlık, resim ve tasarım alanlarından gelen öğrencilerdi mesela sınıf arkadaşlarım. Sanat ve Tasarım tüm bu farklı disiplinleri bütünleyici bir program diyebiliriz. Yüksek lisansta aldığım dersler Görsel İletişim Tasarım’ı ile mutlaka ilişki içinde olan derslerdi. Dolasıyla burada sanatın farklı alanlarından gelen değerli hocalarımızdan ders almak bir tasarımcı olarak vizyonumu oldukça genişletti.

 

8.Şimdi de İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde araştırma görevlisi unvanınız var. Üniversitedeki göreviniz tam olarak nedir?

Az önce mezun olduktan sonra bir süre ajansta çalıştığımdan bahsetmiştim. Az evvel de dediğim gibi sektörde tecrübe kazanıyor olmak çok faydalıydı fakat bana yetmiyordu. Okulda bulunduğum zamanları, öğrenme hâlini çok özlüyordum ve kendimi entelektüel olarak geliştirmek istiyordum. O dönem özellikle ajanstan arkadaşlarım beni çok desteklemişlerdi akademide olmam konusunda ve bir gün lisanstan çok sevdiğim değerli bir hocam ile karşılaştım ve onun sayesinde yüksek lisans konusuna konsantre oldum. Dokuz Eylül’de yüksek lisansa devam ederken İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesinin açtığı sınava girdim ve kazandım. Ne mutlu ki bu güzel tasarım okulunda çok değerli akademisyenler ile birlikte çalışıyorum! Görsel İletişim Tasarımı bölümünde araştırma görevlisiyim. Benim için çok yeni bir tecrübe. Bir yandan tasarım alanında çalışırken diğer yandan idari işlerde görev alıyorum. Bununla birlikte fakülte ortak dersi olan birinci sınıf stüdyosu, asıl adıyla Sanat ve Tasarım Stüdyosu dersinde öğretim asistanlığı yapıyorum.

 

9.Tasarım yapmak sizin için ne ifade ediyor?

Bu öyle bir soru ki yüzümde tebessüm oluşturuyor. Kelimeler yetmiyor sanırım benim tasarıma olan sevgimi anlatmaya. Tasarım yapmak bence hem yaşadığımız dünya ile hem de özümüzle iletişim kurmak. Şöyle açıklayabilirim: Yaptığımız tasarım bir şekilde insanlar ile iletişim hâlinde. Bir anlık gözünüze çarpan bir afiş mesela, size ilettiği bir mesaj var. Ve bu mesaj sadece onun üzerinde yazan metin değil. Afişte kullanılan renkler, o metnin yazıldığı yazı karakteri, üzerindeki şekiller… Hepsinin izleyicisine aktarmaya çalıştığı bir mesajı var aslında. Bence biz tasarımcılar o afişi tasarlarken önce kendimizle iletişim kuruyoruz ve bence bu şekilde tasarımcının kendi tarzı oluşuyor. O tasarımcının işini gördüğümüzde “evet, bu onun işi” diyebiliyoruz.

 

10.Mesleğinizi yaparken bir kadın olarak yaşadığınız zorluklar nelerdi? Mesleğinizde hiç engellerle karşılaştınız mı? Bu zorlukların yanında size destek olan şey neydi? Destekçileriniz de var mıydı?

Ben genel olarak kendimi şanslı görüyorum. Evet, ufak tefek zorluklar yaşadım ancak bunlar genel olarak çalışma hayatının getirdiği zorluklardı. Ailem hep arkamdaydı. Çalışırken yüksek lisansa devam etmek gerçekten yorucu ve yıpratıcı bir süreçti, o dönem canım annem çok üzülüyordu bana. Biz 3 kız kardeşiz ve İzmir’de kardeşlerimle birlikte yaşıyorum. Onlar da her zaman çok büyük destekler benim için.

 

11.Herhangi bir mesleği kadın veya erkeklere özel olarak atfetmek doğru mu?

Doğru olmadığını düşünüyorum. Elbette yaradılışlarımız farklı; fiziksel anlamda güç gerektiren bir iş olmadıktan sonra bir kadın istediği mesleği seçebilir bence. Yeter ki işini sevip başarılı olmak istesin.

 

12.Uzaktan çalışmaya nasıl bakıyorsunuz? Şu an uzaktan mı çalışıyorsunuz?

Pandemi dolayısıyla haftada bir gün üniversiteye gidiyorum, diğer günler görevimi evden çalışarak yerine getiriyorum. Böyle bir dönemde uzaktan çalışma imkanı olan bir işim olduğu için çok memnunum.

 

13.Mesleğinizde en sevdiğiniz şey nedir?

Mesleğimi sevdiğim için tek bir şey söyleyemeyeceğim ama tasarımcı gözüyle dünyaya bakmak diyebilirim sanırım.

 

14.Üç farklı üniversitede eğitim almanın size kazandırdığı ne gibi özellikler var?

Kesinlikle zenginlik. Biri yurtdışında olmak üzere 3 değişik üniversitede öğrenci oldum, şu an ise başka bir üniversitede araştırma görevlisiyim. Akademik kadroda yer alsam da burası benim de kendimi öğrenci hissettiğim bir kurum. Yani dördüncü okulum J Bütün bunlar, birçok farklı bakış açısını görmek, farklı fikirler duymak, farklı disiplinlerden gelen öğrencilerle aynı ortamda değerli akademisyenlerden ders almak beni çok geliştirdi.

 

15.Hedefleriniz neler?

Yolun başında genç bir tasarımcı ve akademiye henüz adım atmış bir araştırma görevlisi olarak temel hedefim hem iyi bir tasarımcı hem de iyi bir akademisyen olmak. Hayat boyu faydalı bilgiyle kendimi geliştirmek. Hocalarımın bana ilham verdiği gibi, gelecekte öğrencilerime iyi bir örnek olmayı çok isterim.

 

16.Gençlere eğitim aldığınız alanları ve çalıştığınız mesleği önerir misiniz?

Tabii. Fakat burada en önemli konu gençlerin ilgi ve sevgi duyduğu alanlarda meslek edinmeleri bence. Çünkü insan işini sevdiğinde başarısının ve motivasyonunun da arttığına inanıyorum. Dolayısıyla gençlerin okuyacakları bölümü her yönüyle araştırarak, ilgiyle okuyup okumayacaklarını düşünerek tercih yapmaları çok önemli.

 

17.Kadınlara mesleğinizi önerir misiniz?

Açıkçası kadınlara öneririm, tüm kadınlar tasarımcı olsun gibi bir şey demem doğru olmaz. Ancak bizim işimizin şöyle güzel bir tarafı var. “Freelance” tasarımcılar olarak bir kuruluşa bağlı olmadan da çalışabiliyoruz. Bu da şartlarını sizin belirlediğiniz bir çalışma hayatı oluyor aslında. Ev ve iş hayatı ilişkisi konusunda anahtar rol sizde oluyor. Özel sektörde emek veren etrafımdaki hemcinslerimde gözlemlediğim bir durum ev ve iş hayatındaki dengeyi korumanın güçlüğü. Belki bu anlamda freelance bir tasarımcı olmak biz kadınlar için bir avantaj olabilir. Ayrıca herhangi bir kuruma bağlı olmadan sektörde kendi başınıza var olma şansı tanıyan bir meslek diyebiliriz de. Kendi işini kurmak isteyen kadın girişimciler için de güzel bir alan tasarım dünyası.

 

18.Her kadının okuması gereken bir kitap var mı? Sizce hangisi?

Şu ana kadar okuduğum kitaplar arasında Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda kitabını önermek isterim. Kitabı okuduktan sonra iyice idrak etmiştim…Bence değişmeyen bir gerçek, kadının var olabilmesi için kendine ait bir alanı olması gerektiği…

 

19.Mesleğinizle ilgili önerebileceğiniz bir kitap, film, belgesel veya dizi var mı?

Herkese hitap edebileceğini düşündüğüm iki kitap önerebilirim kitaplığımdan. Tam Benim Tipim ve Gerçekten Bilmeniz Gereken 50 Sanat Fikri.

 

20.Kadınlar Günü’nde kadınlara neler söylemek istersiniz?

Değerliyiz, lütfen kendi kıymetinizi bilin. Kendinize yatırım yapın; çok çalışın ve kendinizi her daim geliştirin. Bu hayatta yapmayı çok iyi bildiğiniz şeyler olsun. Faydalı şeyleri okuyun, öğrenin ve başarılı olduğunuz alanları keşfedin. Size ve işinize değer veren yerlerde, sizi önemseyen insanlarla olun.

 

Sena Adalı, oldukça samimiydi. Kendisinin yüksek enerjisi sayesinde röportaj oldukça eğlenceli geçti. Kendisinden mesleğini gerçekten aşkla yaptığını öğrendim ve insanların da meslek seçimlerinde Sena Hanım gibi sevdiği mesleği seçmesi oldukça önemli. Donanımlı ve oldukça kibar olan Sena Adalı’yla röportaj yapmak çok farklı bir deneyimdi. Röportajı gerçekleştirdiğim için çok mutluyum.

 

Seren Karaşahin