Bölüm 1 – MÜHENDİSLİK EĞİTİMİ

Meslek seçerken kişinin kendini en iyi şekilde değerlendirmesi beklenir, bunun dışında dünyayı ve ülkesini de gözetmeli ve en uygun kararı almalıdır. Bu yazımda mühendislik kadar, eğitimden ne beklemeliyiz ve toplumun kalkınmasındaki rolü nedir ve bizim rolümüz ne olabilir kendi açımdan anlatmaya çalışacağım. İlerleyen yazılarda mühendislik eğitimini daha iyi irdeleyeceğiz ancak bu yazım daha çok mühendislik eğitimindeki temel amaca yöneliktir.

 Ben mühendis olmaya karar verdiğimde, ülkemde en çok ihtiyacımız olan şeyin üretim olduğuna inanmıştım. Tamamen yanlış bir düşünce değil ancak eksik, üretimde başarılı olmak için para gerekir, nitelikli eğitim gerekir, Know- how dediğimiz işin nasıl yapıldığını bilmek gerekir, ülkenin siyasi ve ekonomik yapı ve stratejisinin yeniliğe ve yatırımcıya açık olmasını gerektirir. Bunun gibi pek çok etken vardır ve mühendis olmak isteyen bir genç, bunların hiçbirinde etkili değildir. Onun sorumluluğu okumaktır, alanını kavramak ve dünyada ne olduğuna ve neler olabileceğine dair durmaksızın fikirler geliştirmek ve var olanı uygulamaktır; ki mesleğe geçtiğinde de bunu durmaksızın bir öğrenme aşkıyla devam ettirmektir. Ama üretimde iyi olmak, iktisat, siyaset, hukuk, sosyoloji ve hatta tarih gibi pek çok ilmi gerektirir. Özellikle tarihten çıkaracak çok büyük dersler vardır; tüm dünyanın uzun yüzyıllarca kanla, savaşla ve pek çok ilkel inanış ve normlarla harcandığını, özgürlüklere ve yeniliklere kapalı olduğunu ve büyük ilerlemelerin geçtiğimiz üç yüzyılda hız kazandığını düşünürsek.

 Sonraki yazılarımda üretimde yaptığı devrimlerle Çin’i, ki dünyanın en büyük ekonomisi olma yönünden önü oldukça açık, Amerika’yı, dünyanın en büyük ekonomisi ve diğer pek çok ülkeyi işlemeyi de hedefliyorum. Ülkelerin üretimde bu boyutta olmasının altında neler olduğuna bakmak, bize emsal taşıyacaktır. Ülkelerin gelişmesi konusunda Finlandiya’yı örnekleyerek yazılmış, zamanında Atatürk’ün önerisiyle Türkiye’de en çok okunan kitap olan Beyaz Zambaklar Ülkesinde ’de geçen satırları sizinle paylaşmak isterim.

 Eğitimin üretimle, yani kalkınmayla ilişkisini kavramak isteyenler için bu satırlarda bize çok şey anlatılır.

Eğitim almış olanların tümü milli düşünceyi geliştirmeye, milli ruhu uyandırmaya, milli iradeyi güçlendirmeye mecburdurlar.

Köylülere, işçilere, halkın ait kesimlerine nasıl daha iyi bir konuma yükselebileceklerini öğretiniz!…

Halkımıza var olmanın değerini bilmeyi ve korumayı öğretiniz. Çorak topraklarımızda her köylünün, her işçinin daha insanca, daha sağlıklı, daha mutlu, daha akılcı bir hayat yaşayabileceklerini anlatınız!..

Halkımıza nasıl çalışmaları gerektiğini öğretiniz!..

Az maliyetli sağlıklı konutları nasıl yapabileceklerini gösteriniz!.. Kendilerinin ve çocuklarının sağlıklarını nasıl koruyabileceklerini öğretiniz!..

Mutlu bir aile hayatının nasıl kurulabileceğini, kadının erkeğe, erkeğin kadına nasıl davranacağını ve çocuklarının nasıl terbiye edileceğini anlatınız!.. Halkımızı, her işi zamanında yapmaya, disiplinli ve düzenli çalışmaya kendisinin ve başkalarının hukukunu gözetmesini öğretiniz!..

Bütün bunlarda halka bizzat kendiniz örnek olunuz!..

Kendi aranızda ve halk ile ilişkilerinizde yol gösterici olunuz!

Halkımızı unutmayınız!.. Sizler hepiniz, bu halkın arasından yetiştiniz. Oysa şimdi ne yapıyorsunuz! Bilgisiz kardeşlerimizden kaçıyor musunuz? Yoksa halkımızın daha iyi bir konuma yükselmesi için çözümler mi düşünüyorsunuz? Halkımızı uyandırmak ve kültürel düzeyini yükseltmek için neler yapıyorsunuz?

 Bu güzel kitabın bize yönelttiği soruları ve sorunları kendimize sormalıyız, neredeyse bir yüzyıl geçmiş üstünden ancak hala bu konuda eksiklerimizi tamamlayabilmiş miyiz?

Okullarda gördüğümüz teorik bilgiler, sınavlar, stajlar arasında gelecek ve iş kaygısıyla kayboluyoruz. Mühendislik ve Fen bilimleri zorlu eğitimlerden biri sayılabilir ancak çalışmalarımızda dayanak olabilecek pek çok motivasyon kaynağına sahibiz. Yaşamımızı kolaylaştıran tüm o icatları düşünün; günlük hayatta kullandığımız kâğıt mendilden, su şişesine, durmadan baktığımız ekranlara, yalıtım malzemelerine, evlerimize ulaşıp ısınmamızı sağlayan doğalgaza, pek çok şeye bir bakın. Ve gelişmekte olan pek çok sistemi; yapay zekayı, daha çevreci ambalajları, yenilebilir enerjinin öne çıkışını, üç boyutlu yazıcıları, yapay organ ve doku üretimini ve pek çok şeyi düşünün. Bir mühendisin düşüneceği ve yöneleceği çok şey vardır. Ve bu mesleği daha iyi tanıtmak ve algısını düzeltmek zorundayız. Hayal gücümüzün henüz en körelmemiş halinde olduğu çocukluk döneminde bize dayatılan bilgileri oyunlaştırarak, daha çok soru sormaya teşvik eden, bir yarışa sokmaktansa kendimiz olmaya ve en önemlisi araştırmaya yönelten bir eğitim sistemiyle bunu çözebilmek mümkün. Konuşulması gereken en önemli meselemizin bu yüzden eğitim olduğu kanaatindeyim.

 Ülke sürekli çeşitli konularda kutuplaşıyor, dünyadaki diğer ülkelerde ve tarihte de olduğu gibi. Ancak eğitim sisteminin sorunlu olup olmadığı konusunda henüz bir kutuplaşma görmedim. Sadece sorunun tespiti bile çözüm arayışında önemli bir adımdır. Sağlık sistemimiz nasıl örnek bir formda insancıl ve karşılanabilirse, eğitim sistemimiz de buna benzer şekilde iyileştirilebilir. Çünkü bir hastalıktan kurtulmaya benzer bir şeydir eğitim, insanlığı daha aydın bir geleceğe taşır. İnsanlığın ilerlemesi icatlarla ve teknolojideki gelişmelerle sağlanan reform dışında insanların eşit hak ve özgürlüğe sahip olması düşüncesiyle gelişmiştir. Maalesef ki bu eşit hak ve özgürlükler, içinde doğduğumuz ülkeye, şehre, mahalleye ve hatta evlere göre değişmektedir. Ve aynı imkanların sağlanamıyor olması sorunlarımızın aslında temelidir. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidinde en üst basamak olan Kendini gerçekleştirmeyi bizlerin başarabilmesi için ilk iki basamaktaki fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarını eşit bir şekilde bize sağlanıyor olması gerekmektedir; ancak böylece yaşadığımız toplumda üçüncü ve dördüncü basamaklar olan sevgiyi, ait olmayı ve saygınlığı sağlarız ve ardından son basamağa geçebiliriz. Bunu sağlamanın önünde önemli bir eğitim eksikliğimiz var. Düşüncelere saygı duymayı, yanlış düşündüğümüzde eleştirilerden ders çıkarmayı, daha yumuşak bir dil kullanmayı ve en önemlisi karşımızdakini dinlemeyi öğrenmemiz lazım. Ancak herkes düşüncelerini özgürce ifade edebilirse, refah bir toplum olma önündeki engellerin önü açılacaktır. Eğitimin temel amaçlarından ilki öğrenmeyi öğretmek; düşünmeyi, soru sormayı gerektirir. Bir diğer amacı Erdem ise; saygıyı, düşünceye ve inanca karşı özgürlüğü ve hoş görüyü gerektirir. Umarım ülke olarak bunları sağlamaya yaklaşırız. Yoksa en yetenekli insanlarımız istemeyerek de olsa beyin göçü yapar. Nobel ödülünü alan Aziz Sancar, bizi gururlandırır ancak bunu sonuçta ABD’ye kazandırır. Kendisi ülkemizde kaldığı dönemde tüm zorluklar içinde köyde doktorluk da yapmıştır ancak iyi ki ABD’ye gitmiş ve çalışmalarını o yönde devam ettirmiştir. Bir diğer örneğimse merakla takip ettiğim ve hayran olduğum Canan Dağdeviren, Piezo-elektrik malzemelerin organlarının üzerine yerleştirerek organların hareketini elektrik enerjisine çeviren cihazlar üzerinde MIT’de çalışıyor. Ve korona aşısını bulmalarıyla gurur duyduğumuz Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin, onlarda bunu Almanya’da yaptılar.

 Bütün bunlar Türkiye’de yapılabilirdi, Türk olmaları bizi Dünya’da temsil ediyor olmaları sadece tartışmasız şekilde gurur duyabileceğimiz bir tarafıdır. Bunun dışında, bu bilim insanları çalışmalarını Türkiye’de yapamamasından dolayı, gururdan çok üzüntü duymamız gerekir. Pek çok genç eğitim hayatının veya iş hayatının mutlaka bir yerinde yurt dışına gitmeyi düşünüyor; kimi ülkesine öfkeli, kimi umutsuz, kişiden kişiye değişen pek çok duygu ve imkanlar, geleceklerini şekillendirmede çok önemli bir karar almalarına yol açıyor. Büyük hedefleri olan insanlar bunu gerçekleştirmenin yolunu dışarıda aramak durumunda kalıyor.

 Elon Musk’ta büyük hedefleri olan ve bunları ilmek ilmek gerçekleştirirken dünyanın en zengini olabilmiş biri ve buna iyi bir örnektir. Kendisi Güney Afrikalıdır. Bahsetmek istediğimse onun başardıklarından veya başaramadıklarından çok belki başarmayı düşünmediği bir şeydir. Afrika’da hala pek çok yerde internete erişim çok büyük bir zorluk, internete erişim çok az var veya hiç yok. Ama Elon Musk, 10 Milyar dolarlık Starlink projesi kapsamında dünya çapında yüksek hızlı internet sağlamak için binlerce uydu uzaya gönderiyor. Starlink, dünyanın dört bir köşesine internet erişimi sağlamayı amaçlayan bir proje ancak hayata geçmesi 2024’ü bulacak gibi görünüyor. Uzayda böyle fütürist bir işe kalkışması kesinlikle dünya için önemli işler peşinde koştuğu anlamına gelse de kısa vadede doğduğu kıtada yardımı olacak bir fiber altyapı oluşturabilirdi. Dünyanın en zenginlerinden olabilirisiniz ancak kendi ülkenize yardım etmek ayrı bir şey, dünya geneli kahraman olmaya çalışmak ayrı şey. Bill Gates bile kendi ülkesi olmamasına rağmen Afrika’daki yaygın görülen salgın hastalıklar ve bir sürü hastalığa yol açan sıhhi tesisat konusunda yardımlarda ve çözüm arayışlarında bulunup, eşiyle kurduğu vakıf Bill & Melinda Gates Foundation (BMGF)’la büyük destekler vermiştir.

 Sözlerime başlarken söylediklerimi tekrarlayarak konuyu bağlamak istiyorum. Anlatmak istediğim, Eğitimin amacı kendini keşfetmek olduğu kadar dünyaya ve ülkene faydalı olmaya çalışmaktan da geçiyor. Ülkedeki sorunlara kafa yormak, dünyadaki sorunlara kafa yormaktan daha önemsiz değildir. Mühendislik doğrudan toplumun refahını yükseltmeyi, daha iyi bir yaşam geliştirmeyi hedefler. Gençlerin projeler üstünde daha çok düşünebilmesi için daha az sorunlu bir ülkede yaşamamız gerekir, daha az sorunlu bir ülkede yalnızca Eğitime verilen önemden geçmektedir. Çünkü Büyük önder Atatürk’ün de dediği gibi Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir. Bir diğer önemli bir hususta kişinin kendini en iyi şekilde yetiştirmekten en çok yine kendisinin mesul olduğudur.

 Yazımı Atatürk’ün gençliğe hitabesinden sözleriyle kapamak istiyorum, bu sözleri duymak bize her zaman büyük bir enerji kaynağı olmaya devam edecektir, unutmamalı ki Türkiye Cumhuriyeti’ni yükseltmenin, bu en kıymetli hazinemizi korumanın ve büyütmenin temeli üretmektir, üretmek için eğitmektir, eğitmek içinde diğer pek çok unsurla birlikte yönetmektir:

 “Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.”

– Mustafa Kemal Atatürk

 Bu uğurda çalışan tüm mühendis, öğretmen, öğrenci, yönetici ve pek çok meslek erbabına selam olsun! Daha güzel bir gelecek bizimle yükselmeye devam etsin. Umut etmeye, hayal etmeye, çalışmaya, öğrenmeye ve üretmeye devam! Yazımı okuduğunuz için teşekkür eder, hepinize mutlu ve sağlıklı günler dilerim.

 

Esra Özgüven

Yorumlar

Your email address will not be published. Required fields are marked *