İnsan aklında keşfettiğimiz ilk ve en basit duygu meraktır.

 Edmund Burke

Günlük hayatımızda birçok kişiyle karşılaşıyor, kalabalık ortamlarda bulunuyor ve sohbet ediyoruz.   Bu konuşmalar sırasında hangimiz sadece karşımızdakini anlamak için dinliyoruz? Hangimiz birisi konuşurken kendi cevabımızı hazırlıyoruz? Ya da kaçımız ben bunları biliyorum kesin sonra böyle olacak diye bir önyargıyla yaklaşıyoruz? Evet çoğumuz bunları yapıyoruz.

Anlamak ve öğrenmek istemediğimiz veya bildiğimizi zannettiğimiz için soruda sormuyoruz çoğu zaman. Bir süre sonra kendimize bile ben bunu hak edecek ne yaptım? Şimdi bunun sırası mıydı? Soruları dışında soru sormaz olduk? 

Neden bunları söylüyorum, konumuzla ne ilgisi var düşünceleri aklınızda belirmeye başlamış olabilir. Anlatmaya bir örnekle başlamak istiyorum. Bir bebek doğduğu anda etrafında olan tüm sesleri farkındadır ve tüm dikkati oradadır, daha sonra etrafındaki kişiler onunla konuşurken onlara dönerek dinler ve gülümserler. Daha sonra soru sormaya başlarlar ve soruların cevaplarını dikkatlice dinlerler ve cevap onları tatmin etmezse tekrar sorarlar.

 Herşeyi merak ederler ve devamlı çekinmeden tekrar tekrar sorarlar. Fakat bizim yaşlarımıza geldiğinde birçok çocuk merak etse de soru sormaktan utanır ve topluma uyum sağlayarak sorgulamayı ve merak etmeyi de bırakır. Yetişkinler çocuklara kendi kalıplarını ve önyargılarını giydirirler. Sokakta oturup etrafı izleyen bir çocuğa ödevlerin var onları yap derken çocuğun gözlem yeteneğini ondan almaya başlarız, test sorularını çöz sınavın var derken sorunun içinde bulunan doğru cevabı bulmaya zorlarız ve kendi doğrusunu nasıl bulacağını ona öğretmeyiz. Bu süreç bir çocuk üniversiteden mezun olasıya bu kadar şekilde sürer gider ve biz bu süreçte ondan sadece sisteme adapte olmasını isteriz.

Peki mezun olduktan sonra herşey böyle olmaya devam mı ediyor? Tabiki de ‘’HAYIR’’ hayal kur, yaratıcı ol, farklı ol, etrafını gözlemle ve eksik olanı, ihtiyaç duyulanı sen bul deriz. İşte tam olarak burada karşımıza merak duygusu çıkar. Bu yüzden merak edin, sorgulayın, sorun ve çözüm bulmaya çalışın.

Örneğin, hayatınızı zorlaştıran bir durum var diye düşünelim. İlk önce kendinize aşağıdaki soruları sorun.

  • Ben konuda neden zorlanıyorum?
  • Bu durumu kolaylaştırmak için ne yapmam gerekli?
  • Eğer bu yaparsam hayatımda neler değişir?
  • Bunu yapmak için nereden başlamam gerekli?

Bu soruları kendinize sorduğunuzda bile o kadar çok şeyi farkına varacaksınız ki…

Daha sonra bu soruları başka kişilere sorun yada onlara nasıl yardımcı olabilirim diye tekrar kendinize sorun. Bu sayede gözlem yapacak, sorunları bulacak, hayal kuracak ve kendi yaratıcı çözümlerinizi bulacaksınız.

Ne demiş Leonardo Da Vinci ‘’Hayata doymak bilmez bir merakla yaklaş ve kesintisiz öğrenmek için sürekli arayış içinde ol.‘’

Meyra DERMAN

Yorumlar

Your email address will not be published. Required fields are marked *