HAYDİ DUVARLARI BOYAYALIM

  Yazıma başlamadan önce bu metni okuyan kişi sana ve iç sesine seslenmek istiyorum. Eğer bugün buradaysan ve bir şekilde yollarımız kesiştiyse senin de benim gibi kendine ihtiyacın var demektir. Biliyorum çok klişe olacak ama sen yapabilirsin. Ne olursa olsun kendine ihtiyacını yitirme. İşte bugün de sana böyle bir insanı sunacağım. Kendine ve yapabileceklerine olan inancını yitirmeden azmederek başarmış bir insan… Hamdi ULUKAYA. Dilersen sana onu takdim etmek isterim. 26 Ekim 1972’de Munzur Dağlarının eteğinde bulunan bir yaylada geçimini mandıracılıkla sağlayan altı çocuklu bir ailenin ferdiydi o. Yazları koyun güder ailesine destek olurdu. Liseyi Sivas’ta yatılı bir öğretmen lisesinde tamamladı ancak üniversiteye gidene kadar ne iş yapacağı hakkında bir fikri yoktu. Sevgili okurum burada araya girmek isterim. Çoğumuzda belki olmuştur bu durum değil mi? Lise bitmiştir, sınava hazırlanıyoruzdur ama ne istediğimizi bilmeden. Tamam tamam çok uzatmadan geri dönelim bu genç adama. Sonrasında Ankara Üniversitesi’nde siyaset bilimleri bölümünü okudu ve mezuniyetini tamamladı. Daha sonra İngilizcesini geliştirmek adına kısıtlı imkanlarla Amerika’ya gitti. Tabi hayat burada da ona altın tepsiyle sunulmadı. Newyork’un kuzeyinde bulunan bir çiftlikte 1.5 sene kadar çalıştı. Geçimini sağladı ayrıca İngilizce eğitimini de tamamladı. Daha sonralarında ise kendini geliştirmeyi bırakmadı ve bazı işletme kurslarından eğitim aldı. Aslında bu genç adamın hikayesi belki de tam burada başladı.

 

Babası Amerika’ya ziyarete geldiği sırada oğlum; buranın peynirlerini hiç beğenmedim, getirsen ya bizim güzel peynirlerimizden buraya diye bir tavsiyede bulunur ve Ulukaya’nın ticarete başlama hikayesi de tam burada başlar. Türkiye’den peynir ithal etmeye başladı. 2002 yılında kendine fabrika açtı ancak buranın kendini toparlaması iki yıl sürdü ve hayatının en zor dönemlerini geçirdi Ulukaya. Gel zaman git zaman derken bir gün oturmuş gelen mektupları okuyordu ki arasında bir ilan gördü. Fabrika ilanı… Öncelerde umursamadı buruşturup fırlattı tabi çöpe tekrar. Ama sonra belki bir kıvılcım belirdi fikirlerinde. Neden olmasın… Hemen afişi inceledi bir numara gördü ve ilk işi o numarayı aramak oldu. Duyduğu fiyat karşısında şok oldu tabi hatta bir sıfır eksik söylendiğini bile düşünmüş Ulukaya. Ertesi sabah bu fabrikayı görmeye gitmiş. Burası kurulu bir yoğurt fabrikasıymış. Çocukluğunu Rahmetli annesinin yoğurtlarıyla geçiren Ulukaya herkese ve her şeye rağmen burayı satın almak istemiş ve araştırmalara koyulmuş. Amerika’da küçük işletmelere destek olmak onları teşvik etmek için açılmış bir kobiden destek kredisi almış ve 5 ay gibi kısa bir sürede borcunu tamamlamış. Peki bu anlattıklarımın başlıkla ne alakası var dimi? İşte tam oraya geldik değerli okurum. 5 kişi kafa kafaya vermiş ne yapsak diye düşünürken Ulukaya haydi kalkın duvarları boyayalım demiş. Herkes bir şaşırmış tabi daha hiçbir şey yok ortada biz bu duvarları mı boyaylım diye gülüşmüşler.

 

İşte tam orada demiş ki bu genç adam; yolu yürümeye başladığınızda yol size görünür. Hele bir başlayalım da gerisi gelir. Böyle boş boş oturmaktan iyidir demiş Ulukaya. Ne güzel demiş değil mi? Bazen sadece yapacaklarımızın ne kadar çok olduğunu düşünür ve yapmaktan çekiniriz. Oysa ki doğru olan bu mudur? Bu kendimize sormamız gereken güzel bir soru gerçekten.

 

 

Konudan uzaklaşmadan geri dönelim bu genç adamın hikayesine. Çeşitli denemeler yapmış ve sonunda doğru tadı bulmuş. Daha sonra büyük marketler ve zinciri olan yerlerle anlaşmalar yoğurtlarını satmaya başlamış Ulukaya. Başlarda tabi tedirgin olmuş. Acaba Amerikan halkı bu tadı beğenecek mi? Bu yoğurtlar tutulacak mı? Diye kendine sorular sorarken olumlu geri dönüşler ve siparişlerin artmasıyla da anlamış ki Amerikalılar onu ve yoğurdunu çok sevmiş. Bu adımdan sonra kariyerinde hızlı ilerleme kat eden Ulukaya 2013 yılında dünyada yılın girişimci iş adamı seçildi ve firmasını bir dünya markası haline getirdi. Amerika’da sıfırdan 1 milyon dolara gelen en hızlı şirketler arasında yer aldı. Tıpkı Google ve Facebook gibi.

Peki şimdi sormak istiyorum sevgili okurum o yaptı ; azmetti, çok çalıştı, fedakarlıklarda bulundu, risk aldı ve başardı. Sen neden yapamayasın? Kendine inan. Çünkü ben de sana inanıyorum. Ve emin ol ki herkes sana inanıyor. Bir yola girmek istiyorsan sakın korkma başarısız bile olsan bu seni daha büyük başarılara götürecektir unutma. O zaman bana müsaade.

Sevgiyle kal

                                                                                                                                                                                                Cansu Uçak

Yorumlar

Your email address will not be published. Required fields are marked *