Hande Muğlalı

1.Siz Trakya Üniversitesi Makine Mühendisliği okudunuz ve şu an okuduğunuz mesleği yapmıyorsunuz, hiç makine mühendisliği yaptınız mı? Makine mühendisliğini neden bıraktınız?

Aslında profesyonel yaşamımda hep makine mühendisliğinin satış ve pazarlama alanında çalıştım. Yani genellikle mühendislik ürünü üreten kurumsal firmalarda çalıştım. Son çalıştığım kurumda İş Geliştirme Müdürü olarak görev yapıyordum. İş Geliştirme Biriminin sorumluluk alanları, ürün yönetimi, yeni pazar alanları oluşturma, yeni iş modelleri yaratmaktı. Ürün yönetimi yaparken pazara sunulacak ürünlere karar verilmesi, saha satış ve bayi satış ekibine eğitimlerin, ve dokümanların hazırlanması, ürünlerin hangi pazarlara, müşteri segmentine ve fiyata sunulacağına karar verilmesi, ürün satış raporlarının yorumlanması ve onlara uygun aksiyonların alınması gibi sorumluluklarımız vardı. Belki üretim alanında olmasa da mühendislik ürünlerinin teknik eğitiminden pazarlama stratejilerine uzanan bir alandan sorumluyduk.

İşimi çok seviyordum, ondan çok keyif alıyordum. Ama bir yanım da hep potansiyelimin daha fazla olduğunu söylüyordu. Kendimi hep geliştirmeye özen gösterdim. Yaptıklarımın doğruluğunu hep sorguladım. Kitaplar bu konuda benim en büyük destekçim oldu. İşim konusunda hep farklı kaynakları okumaya gayret ettim. Ve hem bu tecrübeler, hem de gelişimlerim neticesinde, “neden bildiğim bu bilgiler tek bir şirketle sınırlı kalsın” diye düşündüm. Ve Hande Muğlalı Akademi doğdu.

 

 

2.Özellikle mühendislikte kadınların kısıtlı iş alanları bulunduğu görüşü sektörde yaygın. Siz bir genç kadına makine mühendisliğini önerir misiniz? Sizce bu sektörde kadına nasıl bakılıyor?

8 Mart günü için belki radikal olacak ama ben hiçbir zaman kadın olduğum için bir haksızlığa uğradığımı düşünmedim. Haksızlığa uğramadım demiyorum ama kadın olduğum için uğradıysam da ben fark etmedim. Çünkü hayata hiç bu yönüyle yaklaşmadım. Eğer işinizi yaparken devamlı pozitif ayrımcılık bekliyorsanız, sizi cinsiyetinizden dolayı yargılıyorlar. Ama ben çalışırken hep şöyle düşündüm: “Benim oturduğum koltukta bir erkek otursa daha verimli olabileceğini kimse bana söylememeliydi”. Hep bu mantıkla çalıştım. Tabi bu çok yıpratıcı olabiliyor zamanı gelince. Ama kimse bana kadın olduğum için az çalıştığımı, az maaş hak ettiğimi ya da yükselemeyeceğimi söylemedi. Çünkü ben yanımdaki bir erkek çalışandan daha fazla sorumluluk aldım ve hiçbir işi geri çevirmedim, ya da yapamam demedim.

Kadın olduğum için işe alınmama gibi bir durum olduğunu da düşünmüyorum. İşsiz kaldığım zamanlarda hiçbir zaman kadın olduğumdan alınmadığımı düşünmedim. Piyasayla ilgili ya da işe uygun olmamamla ilgili bağlantı kurdum hep.

Ben her meslek tercihi için insanların kendisini tanımalarından yanayım. Bana uygun olan başka birine uygun olmayabilir. Eğer bir meslek seçmek üzere iseniz, o mesleğin çalışma ortamlarına girmeye çalışmanızı öneririm. Bugüne kadar ne yaparken keyif duydunuz? Yani onu yaparken zamanın geçtiğini anlamadığınız anlar olur ya işte o anlarınızı lütfen kaydedin. Ne yaparken bu anları yaşadınız. İşte kendinize uygun işler o anlarda gizli. Kimseye öneririm ya da önermem diyemiyorum bu yüzden. Bence her meslek, ondan keyif alan kişiye göre güzeldir. Bunun kadını da erkeği de bence yok.

Kadına bakıştan bahsederken şöyle diyebilirim. Makine mühendisliği, çok az kadının tercih ettiği bir meslek. Üniversite sıralarında bile %5-10 arasında kadın mevcudu vardı. Bu alanda başarılı olduğunuzda bir erkekten daha fazla parlayabileceğinizi söyleyebilirim. Çünkü herkesin kadından beklentisi bir erkeğe göre daha düşük. O yüzden başarılı olursanız, bu beklediğinizden çok daha fazla takdir alacağınızı gösterir.

 

3.Herhangi bir mesleği kadın veya erkeklere özel olarak atfetmek doğru mu?

Kesinlikle doğru değil. Konu cinsiyet değil, yetenek, beceri, o işi yapabilme arzusu diye düşünüyorum. Bunu anladığımız gün çoğu şey değişecek zaten.

 

4.Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İşletme ve Yönetim okudunuz. Şu anki mesleğinizi yapmanızda bu okuduğunuz ikinci üniversite fayda sağlıyor mu?

Mutlaka sağlıyor. Çünkü son işimde daha fazla yönetim ve pazarlama konuları odaklı çalıştım. Ama üniversite sadece bir temel sağlıyor. Siz kendinizi geliştirmeli ve güncellemelisiniz.

 

5.İnsanlar eğitim aldıkları meslekleri yaparken bile zorlanırken, siz farklı bir alanda oldukça başarılısınız. Alanınız dışı bir işi yapmanın zorlukları oluyor mu?

Aslında bu alana, şirket içindeki ihtiyaçlar vesilesiyle adım adım ilerledim. Bundaki en önemli konu ise, bana layık görülen ve benim de hevesli olduğum her işe cesaretli bir şekilde girişmem oldu. Bazı kişiler, ekstra iş yükünden ya da daha önce denemedikleri işleri reddetmelerinden ötürü hep aynı sularda yüzmeyi tercih ederler. Fakat ben yapı gereği, yapamam demekten pek hoşlanmam. Bir de sanırım değişkenlikler ve farklılıklar bana hep cazip geldi. Zorlukları olmadı dersem yalan olur. En zor olanı, bazen kendi yordamımla yolumu bulmaya çalışmam oldu. Bu konuda da kitaplardan hep destek almaya çalıştım.

 

6.İki üniversite bitirmenin mesleğinize katkısı nedir?

Hiçbir zaman işletme diploması bir işe yerleşmeme neden olmadı. Hatta çoğu zaman İşletme diplomamdan bahsetmemişimdir bile. Benim için İşletme okumak, şu an yaptığım mesleği en doğru yapmam için pusula görevi gördü.

 

7.Bir kadının girişimci olması konusunda ne düşünüyorsunuz? Hande Muğlalı Akademi’yi kurmak aklınıza nereden geldi?

Aklımda hep potansiyelimin daha yüksek olabileceği hissi vardı. Bu aslında herkeste böyle. Potansiyelimiz sınırsız. Ama o potansiyeli nerede arayacağımızı bilelim. Ben işe ne istemediğimden başladım. Sonra neleri yaparken keyif duyduğumdan, o işi yaparken zamanın kolayca akmasından ve sonrasında kendimde yarattığı zafer duygusundan çıktım yola. Hangi işi yaparsam bunları hissederim dediğimde bunları buldum kendimde.

Ayrıca en büyük emelim, Türkiye’de güçlü şirketlerin arttığını görebilmek. Çünkü ülke ekonomisi, güçlü şirketler sayesinde güçleniyor. Türkiye’de şirketlerin gelişmesi ve ilerlemesi konusunda benim de faydamın bulunması beni oldukça mutlu eder.

 

8.Müşteri ve çalışan deneyimi, insan odaklı kurumsal gelişim konu başlıklarında çalışmaktasınız, mesleğinizi nasıl buluyorsunuz, bir kadın olarak sektörde zorlandığınız noktalar oldu mu?

Müşteri ve çalışan deneyimi, yaşadığımız çağda var olmak isteyen tüm şirketlerin odağında olması gereken bir strateji olduğunu düşünüyorum. Acilen şirketlerin bakış açısını finansal hedef odaklı olmaktan insan odaklı olmaya çevirmesi gerekiyor. Finansal hedefleri takip edip, o hedeflerden şaşılması durumunda dümeni başka yöne kırmak çok önemli fakat yeterli bir yönetim anlayışı değil günümüzde. Artık müşteriler farklı sektörlerde yaşadığı mükemmel müşteri deneyimini, başka bir şirkette göremediğinde kızıyor ve bir daha onunla çalışmak istemiyor. Hatta bunu şirketin kendisine bildirme zahmetinde bile bulunmuyor. Bu durumda şirketler ne yaptığını bilmeden müşteri kaybetmiş olabiliyorlar. Bunun önüne geçebilmenin yolu da müşterinin bizimle her etkileşiminde olumlu deneyimler yaşamasını sağlamaktır. Bu olumlu deneyimleri yaşatacak olan tüm şirketin çalışanları olduğundan mutlu müşteri oluşturmak da mutlu çalışan oluşturmaktan geçiyor diyebilirim.

 

9.Şu an müşteri ve çalışan deneyimi üzerine Hande Muğlalı Akademi’de eğitimler veriyorsunuz. Linkedin’i de aktif olarak kullanıyorsunuz. Bu yoğunluğa nasıl ayak uyduruyorsunuz? Kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?

Kurumsal iş yaşamından beri aslında bir tempo içerisinde olmaya alışkınım. Hatta şu anda çok daha fazla kendime vaktim kalabiliyor. Gün içinde yapılacak rutin işlerimi bitirdikten sonra hem gelişim, hem de sosyal medya paylaşımlarıma vakit ayırıyorum. İşimi geliştirmek, eğitimlerimde bir sonrakine yeni ne ekleyebilirim diye düşünmek de bunun içine dahil.

Ayrıca aileme, zaman zaman yoga-yürüme gibi spor aktivitelerine ve amatörce hobi olarak yaptığım resim konusunda da vaktim oluyor.

 

10.Şu an uzaktan mı çalışıyorsunuz? Hande Muğlalı Akademi daha önceden yüz yüze eğitim veriyor muydu?

İstediğim her yerden çalışıyorum. Bunun için bir ofis tutmadım. Bence gerekli de değil eğer evde verimli çalışacak bir ortam yaratabiliyorsanız. Benim formülüm, en az masrafla, en çok verimi alabilmek ve sürdürebilirliği arttırmak.

 

11.Uzaktan çalışmaya nasıl bakıyorsunuz?

Uzaktan çalışma hiç olmadığı kadar kendini ispatladı diyebilirim. İnsanların otonomi kazanmasıyla ilgili en önemli konuydu istediği yerden çalışabilmek. İleride çok daha insani şartlar altında çalışacak insanlar.

 

12.Mesleğinizde en sevdiğiniz şey nedir?

Yeni bilgiler öğrenmek ve bunları insanlarla paylaşmak için kolay hale getirmek.

 

13.Rekabete Hazır mısın? İsimli bir kitabız var. Bir kitap çıkarma fikri nereden çıktı? Kitabın genel olarak konusu nedir?

Hani daha önce bahsettiğim potansiyel konusu vardı ya. İşte aslında performansımı hep potansiyelime yakınlaştırma, yakınlaştırdıkça da potansiyelimi genişletme ihtiyacından doğdu.

İşimi yaparken doğru kararlar verip vermeme, doğru yoldan gidip gitmediğimi denetleme ihtiyacından dolayı pazarlama kitaplarına çok başvurdum. Fakat genellikle Türkçe dilde yazılı olan kaynakların neredeyse tümü B2C yani tüketiciye satış yapan şirketlere hitap ediyordu. Bunları okuduğumda kendi sektörüme ya da B2B pazarda iş yapan sektörlere uygun olmadığını hep düşünüyordum. Sonda B2B’ye yönelik İngilizce kaynakları karıştırdım. Ve sonra dedim ki bu konuda neden bir Türkçe kitabı ben çıkarmayayım? Fikir oradan doğdu. İçeriği ürün yönetimi ile alakalı. Bir ürün ortaya çıkmadan önce, piyasaya uygun olup olmadığı nasıl anlaşılır hangi ürün hangi özelliklere piyasada ihtiyaç var, rakipler kimler, fiyatları nasıl belirlenmeli, o ürünü yaratırken nelere önem vermeliyiz, hangi ürünü parlatmak için yatırım yapmalıyız ya da hangi ürünü öldürmeliyiz gibi konulara değinen bir kitap.

 

14.Aynı zamanda e-posta bülteniniz de var.  E posta bülteniniz ne hakkında ve yazmak zor olmuyor mu?

En temel konum aslında kurumsal gelişim. Bir kurumun ihtiyaçlarını ve sorunlarını çok iyi bildiğimi düşünüyorum. Nerelerde yolda kalıyor, nelere ihtiyacı oluyor bunları biliyorum. Ve onları gündeme taşıyorum. Bu bazen müşteri ve çalışan deneyimi oluyor, bazen liderlikle ilgili konular. Ama en önemlisi bir bakış açısı sunmaya çalışıyorum. Zihniyet değişimi yani.

 

 

15.Çalışma hayatınızda zorlandığınız zamanlar olmuştur. En zorlandığınız anları ve üstesinden nasıl geldiğinizi anlatabilir misiniz? Sorunları aşmanızdaki en büyük yardımcınız neler veya kimlerdi? Bu zorluklar hâlâ devam etmekte mi?

Zorlandığım konular aslında şu an onlara ışık tuttuğum konular. En temeldeki konu, şirketin ilkeler ve değerlerle yönetilmemesi sonucunda ortaya çıkan aksaklıklar. Eğer değerler ve ilkelerle yönetilebilse şirketler, doğru çalışanı işe almakla işe başlar. Doğru çalışan ise, şirketin değerlerine uyan çalışandır. Eğer değerleriniz yoksa, veya var ama gerçekten bunu kimse hissetmiyorsa, bu bir işe yaramaz. Doğru çalışanları işe aldığınızda çoğu sorun kökten çözülmüş oluyor. Bunun için Jim Collins’in İyiden Mükemmel Şirkete kitabını öneririm. En büyük yardımcım yine kitaplarım oldu. Kişi ismi veremeyeceğim maalesef. Kurumsal yaşamdan ayrıldığım için şu an devam etmiyor.

 

16.Müşteri deneyimi ve çalışan deneyimi alanlarında çalışmak isteyenlere neler dersiniz?

Müşteri deneyimi ve çalışan deneyimi konuları dünyada son 10-15 yıldır en çok konuşulan konular olmasına rağmen Türkiye’de neredeyse çok yeni. Ve her sektörde bu konu üzerinde durulmuyor. Genellikle banka, sigorta, telekomünikasyon, enerji ve otomotiv alanında çalışmalar bulunuyor. Ama geleceğinin parlak olduğunu yurt dışındaki başarılı şirketlerden görebiliyoruz. Özellikle bu konuya özel bir bölüm yok üniversitelerde. Birkaç özel üniversitede ders olarak okutulabiliyor. Ama hangi sektöre ilgi duyuyorsanız ve hangi bölümden mezunsanız yapılabilecek de bir iş. Ancak hem analitik hem de sosyal yönünüzün güçlü olmasına ihtiyaç var. Çünkü bu konunun en önemli kısmı sağ ve sol beyini eşit kullanmaktan geçiyor.

 

17.10 yıl boyunca iş geliştirme üzerine çalıştınız. Bir yerde uzun süre boyunca çalışmak zor muydu? Kurumsaldan kendi işinizi kurmaya giden yolu nasıl görüyorsunuz? Yanınızdaki en büyük güç ve destekçiniz kimlerdi veya nelerdi?

Bundan 5-10 yıl önce kısa dönemli çalışmış olan kişiler İK tarafından güvenilir bir çalışan olarak görülmediğinden bahsedilirdi. Şu an geldiğimiz noktada uzun dönem çalışmak, değişime karşı bir ataleti simgeliyor. Eğer çalıştığınız kurumda her gün aynı işi yapıyor ve işinizi geliştirmiyorsanız bu hakikaten doğru. Konfor alanından çıkamıyorsunuz demektir. Bunu şirketler de görmeli ve herkesin proaktif çalışması konusunda desteklemelidir. Ben çalışırken, her sene, bu sene geçen seneden farklı ne yapabilirim mantığıyla çalıştım hep. Ve öğrendiklerimi paylaşmak ve yeni insanlar yetiştirmek için kimse benden bir şey istemediği halde çabaladım. O yüzden uzun süre çalışmakla ilgili bir zorluk yaşamadım.

Yeni işimi kurmaktaki en büyük destekçim eşim. Eğer bu konuda çabalayan kişiler varsa onlara da önerim ilk başta eşleriyle hemfikir olmaları. Aksi halde evdeki çatışma, zaten zor olan süreci daha da zor hale getirecektir. Ayrıca bazen insan düştüğünde kaldıracak bir güce ihtiyaç duyuyor eğer etrafınızda böyle biri yoksa iş çok zorlaşabilir.

 

 

18.Her kadının okuması gereken bir kitap var mı? Sizce hangisi?

Her kadın okumalı diye iddialı bir şey söyleyemem ama Elif Şafak’ın Havvanın Kızı adlı romanını çok beğenmiştim. 3 farklı inanca ve düşünceye sahip kadını işleyen bu roman, ayrımcılık konusunda farkındalık oluşturan bir roman.

 

19.Mesleğinizle ilgili önerebileceğiniz bir kitap var mı?

Çok kitap var. Bunlar:

Howard Shultz- Starbucks: İşe Gönlünü Vermek

Jim Collins- İyiden Mükemmel Şirkete

Mümin Sekman-Her Şey Seninle Başlar

Martin Lindstrom-Buyology

Chan Kim, Renée Mauborgne-Mavi Okyanus Stratejisi

 

20.Kadınlar gününde kadınlara neler söylemek istersiniz?

Ben sadece cinsiyet olarak değil, din ve ırk ayrımında da büyük sorunlar yaşandığını ve hepsinin aynı potada çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Ayrımcılık, fırsat eşitsizliği günümüzün en önemli konularından. İnsanlar, doğarken seçme şansı olmadığı ya da sonradan değiştiremedikleri şeyler yüzünden çok büyük ayrımcılığa maruz bırakılıyorlar. Bunu yapanları her kim olursa olsun alkışlamamak, arkalarında olmamak gerektiğine inanıyorum.

İş yerlerinde çeşitliliğin ne kadar yüksek etkisinin olduğunu gördüğümüz bir çağda halen bunların olması çok acı. Ben bu konulara destek vermeye hazırım. Ama bu tür sorunlarla karşılaşan insanların da yılmamalarını, mücadele etmelerini ve bu yönleriyle pozitif ayrım beklememelerini hatırlatmak istiyorum. Eğer, insanların ayrımcı zihniyetlerini kafalarında büyütmez ve görmezden gelir, işini iyi yapmaya konsantre olurlarsa yıkamayacakları zihniyet yoktur bana kalırsa.

 

 

Hande Muğlalı, röportajımızda bana oldukça gerçekçi yanıtlar verdi. Samimiyeti, neşesi ve gerçekten birden fazla alandaki bilgisiyle kendisine hayran kaldım. Röportajın dışında Hande Hanım’dan edindiğim onlarca yeni bilgi için oldukça mutluyum.

 

Seren Karaşahin