FREUD’UN BAKIŞIYLA KENDİMİZE YARATTIĞIMIZ SAVUNMA MEKANİZMALARI

Bilim insanları dönem dönem kişilik kavramı üzerinde durmuşlar, her biri farklı bir tanımla kişiliği açıklamaya çalışmışlardır. Tanımları farklılık gösterse de hepsinin kesiştiği bazı ortak noktalar olduğunu biliyoruz. Freud’un temellerini attığı Psikanalitik Kuram ise bize davranışlarımızın şekillenmesinde zihinsel ve bilinçdışı süreçlerin etki ettiğini söyler. Özellikle çocukluk yaşantılarımızın kişiliğin şekillenmesindeki önemine vurgu yapar.

Freud kişiliği, determinist bir yaklaşımla ve birbirine zıt kavramlarla ele alıyor. Zihinsel süreçleri bilinç, bilinç öncesi ve bilinç dışı olmak üzere üçe ayıran Freud, kişiliği bu model üzerinde çizer. Freud’un çizdiği bu yeni modele “Yapısal Kişilik Modeli” diyoruz. Bu modeli id, ego ve süperego kavramları oluşturur. Kısaca bu kavramlardan bahsedelim:

İd, temel dürtülerin deposudur. Mantıksızca ve dürtülerle hareket eder. Haz odaklıdır. Arzulunan şeyin mümkün olup olmadığını, toplumsal açıdan hoş karşılanıp karşılanmadığını, ahlaki açıdan uygunluğunu vb. durumları sorgulamadan sadece doyuma uluşmak ister. İd’in bilinçaltında yattığı ve kişiliğin en ilkel yönünü temsil ettiği kabul edilir.

Süperego, bireyin toplumsal, ahlaki değerlerini yansıtır. Süperego yapılması ve yapılmaması gerekenlerin iç sesidir. Kısacası vicdan kavramına karşılık gelmektedir. Çocuk, çevresinin sosyal açıdan hoş karşılanmayan eylemler için getirdikleri yasakları kendi değerleri olarak benimsemeye başladığında süperego oluşur ve gelişmeye başlar. Bu yüzden süperego id ile çatışır. Çünkü id canının istediğini yaparken, süperego ise kabul ettiği doğruları yapmakta ısrar eder.

İşte bu noktada devreye ego girmektedir. Ego, idin dürtüleri ve süperegonun emirleri arasında arabuluculuk yapan özün gerçeklik temelli yönüdür yani gerçeklik ilkesi tarafından yönetilir. İd ve süperego çatışmaya girdiği zaman ego kısmen de olsa bir uzlaşma sağlar.

Ego bu uzlaşmaları sağlamak için bazı ruhsal yöntemler, taktikler kullanır. Bunlara savunma mekanizmaları diyoruz. Yani savunma mekanizmaları, bireyin güçlü iç çatışmalara karşı geliştirdiği psikolojik ve id ile süperego arasındaki dengeyi kurmak için oluşturduğu stratejik hamlelerdir.

Kaygılarımızı, korkularımızı, olumsuz güdülerimizi bu savunma mekanizmalarıyla saklamak, kendi benliğimizden kaçmak hem zamanımızı ve enerjimizi harcar hem de sosyal hayatımızı saptırmaktan başka emellere yaramaz. Psikolojik açıdan kendimizi korumak, kurtarmak isterken bizi daha da sağlıksız bir ruh haline sokacaktır. Hatta bu savunma mekanizmalarıyla kendimize yüklenmek uzun vadede bize daha ciddi psikolojik hastalıklara bile sürükleyebilmektedir. Şimdi örneklerle somutlaştırarak basitçe anlattığım, günlük hayatta da çokça karşılaştığımız hatta uyguladığımız bu savunma mekanizmalarını inceleyelim.

BASTIRMA (Repression)

Freud, kişinin kendisine acı veren ve tehlikeli gördüğü, hatırlamak istemediği düşünceleri bilinç dışına ittiğini ve orada tuttuğunu yani bastırdığını söylüyor. Kendimiz için yüzleşemediğimiz veya bundan çekindiğimiz anların bilinçsiz bir kaçamağı olarak ifade edebiliriz. Aynı zamanda bastırma en temel savunma mekanizması kabul edilir.

  • Trafik kazası yaptığı yoldan bir daha geçmeyen sürücü,

  • Çocukluğunda dış görünüşü sebebiyle zorbalığa maruz kalmış bireyin kendini hiç güzel bulmaması,

  • Saldırıya uğramış birinin saldırganın özelliklerini hatırlamaması gibi örnekler bu savunma mekanizmasına gösterilebilir.

YANSITMA (Projection)

Kendimizde bulunan kabullenilmesi zor duyguların, durumların başkalarına atfetmemiz veya suçunu başkalarına atmamızdır. Ahlaki olarak yanlış kabul edilen davranışları da içine alan olumsuz bir savunma mekanizmasıdır. Örneğin:

  • Sınıfındaki bir erkekten hoşlanan kızın aslında o erkeğin kendisinden hoşlandığını söylemesi.

  • Sevmediği hocanın dersinden kalan öğrencinin etrafındakilere “hoca bana taktı” demesi.

  • Bireyin kıskanç olmasına rağmen karşısındakine kıskanç demesi.

YER/YÖN DEĞİŞTİRME (Displacement)

Bastırılan duyguların, bu duyguları açığa çıkarandan çok kendisine göre daha az tehdit içeren kişilere, nesnelere vb. yöneltilmesidir. Günlük hayatta çokça kullandığımız sinirini çıkartmak deyiminin temeli burada yatmaktadır. Bu savunma mekanizmasında özellikle düşmanlık içgüdüsü dikkat çeker.

  • Ailevi sorunları olan ve ailesine karşı sinirli olan çocuğun boks sporuna yönelmesi.

  • Telefonda tartışma yaşayan kişinin konuşma sonrası telefonu fırlatması.

  • Patronu tarafından azarlanan çalışanın eve döndüğünde çocuğuna şiddet uygulaması, sinirini başka unsurlardan çıkarmanın, yer/yön değiştirmenin en somut örneklerindendir.

İNKAR ETME/YADSIMA (Denial)

Kanıtlanmış gerçeklere rağmen, bu hoş olmayan gerçeklikten korunmak, kaçınmak için onun gerçekliğini reddetmek, doğru olmadığına ısrar etmektir.

  • Çocuğuna lösemi tanısı konmuş annenin sonuçların karıştığını iddia etmesi, çocuğunun hasta olmadığında ısrar etmesi,

  • Eşi tarafından aldatılan kadının bunun iftira olduğunu savunması gerçeklikten kaçınmaya, gerçeği yok saymaya örnektir.

ÖDÜNLEME/TELAFİ (Compensation)

Kötü giden ilişkilerimizde ya da ayrılık sonrasında kariyer, spor gibi alanlara yönelip yükselmeye, başarı elde etmeye çalışır mıyız? Neden sosyal medyada gerçek hayatımızdan daha uzak bir portre çiziyoruz? Mutsuzken, depresifken vb. olumsuz ruh hallerimizde dahi çevremize neden hep gülücük dağıtmaya çalışırız?

Freud’a göre kişinin bir alanda veya konudaki yetersizliğini başka bir alan, konu vb. ile örtmek istemeye çalışmasıdır. Zayıf yönlerimizi başka kaynaklarla sakladığımız zamanlar ödünleme savunma mekanizmasının rol oynadığı durumlardır. Aslında sadece yetersizliklerimizden kaçmanın bir yolunu aramış sayılırız. Fark etmesek de tamamen süperegomuzu korumaya çalışıyoruz.

YÜCELTME (Sublimation)

Dürtülerin (idlerin) amaç ve nesnelerinden ayrışarak toplumsal olarak kabul edilmiş davranışlarla doyuma ulaşmasıdır. Saldırganlık içgüdüsüne sahip birinin dövüş sanatlarına yönelmesi gibi idlerin daha kabul edilebilir daha zararsız bir ifade oluşturmasıdır.

MANTIĞA BÜRÜNME

Bu savunma mekanizmasını bir suiistimal olarak kabul edebiliriz. Birey yapmış olduğu yanlış ve kabul edilemez davranışlarını çeşitli bahanelerle haklı göstermeye ve kendini meşru kılmaya çalışır. Amacı onay almak, desteklenmektir.

  • Tecavüz suçundan hüküm giyecek sanığın kendini mahkemede “o saatte dışarıda ne işi vardı”, “beni tahrik etmek için kısacık etek giymişti” gibi cümlelerle kendini savunması.

  • Zamanı varken dahi çok çalışmayan ve sınavdan düşük puan alan öğrencinin “bu yıl korona virüs yüzünden hiç çalışamadım” diyerek kendini mazur görmeye çalışması gibi örnekleri bu kategoride değerlendirebiliriz.

GERİLEME (Regression)

Kaygıları, korkuları artan bireyin önceki gelişim dönemlerine ait davranışlar göstermesi bir nevi yaşına uygun olmayan, yaşından daha küçük hareketler göstermesidir. İlgi çekmek için çocukça hareketler yapmak da bu mekanizma içinde tartışıla bilinir.

  • 7 yaşındaki çocuğun ebeveynlerinin boşanacağını öğrendiğinde 3 yaşındaki bir çocuk hareketleri sergilemesi.

  • Yaşlanan kişilerin ölümden korktuğu için yalnız kalamamaları, gece tek başlarına uyuyamamaları gibi.

ENTELLEKTÜELLEŞTİRME

Kişinin bir olay karşısında hissettiği negatif duyguları açıkça ifade etmek, içini dökmek yerine o olayla ilgili bilimsel, nesnel açıklamalar üstünde durmasıdır. Duygularını gizlemeye çalışan kişilerin sıkça başvurduğu yöntemdir.

  • Annesine kanser teşhisi konulmuş bireyin duygularını paylaşmak yerine hastalıkla alakalı yoğun araştırmalar yapması, bilgi toplaması, doktorlarla görüşmeler yapması.

ÖZDEŞLEŞME

Birey kendi konumunu, değerlerini üstün göstermek veya tutmak için başka kişi, kurum vb. ile özdeşim kurmasıdır. Aşağılık kompleksi, özgüven eksikliği yaşayan kişilerde karşımıza çıkması muhtemeldir. Örnek olarak:

  • Kendisi güzel olmayan bir annenin çocuğunun güzelliği ile övünmesi.
  • Okumamış bir babanın çocuğunun okuduğu okulla övünmesi gösterilebilir.

DÜŞ KURMA/HAYAL ETME

Gerçek yaşamda yaşanması mümkün olmayan ihtiyaçların, isteklerin hayal ederek karşılanmaya çalışılmasıdır. Kişi gerçek olmadığının bilincinde de olsa hayal etmekten kendini alıkoyamaz.

  • Üniversite sınavına yeterince çalışmayan bir öğrencinin tıp fakültesini kazandığını hayal etmesi.

  • Şarkı söylerken kendini sahnede binlerce seyircinin önünde bir şarkıcı olarak hayal etmek.

  • Sınırlı parası olmasına rağmen BMW alacağını düşünmesi, hayal etmesi gibi örnekler verilebilir.

KARŞIT TEPKİ GELİŞTİRME (Reaction Formation)

Kişinin gerçek düşüncelerinin, hissettiklerinin bulunduğu ortama bağlı olarak tam zıddını gerçekleştirmesidir. Türkçemizde ifade edilen “özü sözü bir olmamak” deyimi de bu mekanizmaya örnektir.

  • Dedikodudan nefret ettiğini, insanların arkasından konuşmanın yanlış olduğunu ifade eden birinin arkadaş ortamında hep dedikodu yapması, sevmedikleri hakkında atıp tutması.

  • Aile evinde temizlik yapmaktan yakınan evladın kendi evini hep temiz tutması, düzenli temizlik yapması gibi tutarsız davranışlar sergilenmesidir bir nevi.

BEDENSELLEŞTİRME (Somatization)

Bu savunma mekanizmasının işlevi kişinin kendini savunmasız hissettiği, kaygı ve korkuyla boğuştuğu durumlarda bireyin bedeninde fiziksel sebeplere dayanmayan şikâyetler oluşturmasıdır.

  • Sınav sonuçlarını bekleyen öğrencinin tansiyonunun yükselmesi.
  • Kötü bir haber alan kişinin iştahının kesilmesi gibi psikolojik temellere dayanır.

Edanur DURAN

Kaynaklar

GERRİG, R.J.; ZİMBARDO, Philip G. (2012). Psikolojiye Giriş: Psikoloji ve Yaşam, Çev: Gamze Sart, Nobel Yayınevi, Ankara.

IŞIK, Şerife (2020). Psikolojiye Giriş. Pegem Akademi, Ankara.

Yorumlar

Your email address will not be published. Required fields are marked *