Dr. Perihan Ulucan
  1. İçinde bulunduğunuz sektörden biraz bahseder misiniz?

Üniversitede öğretim üyesiyim ve hizmet sektörü içinde olduğunu söyleyebilirim.

 

  1. Mesleğinizdeki kadınlara olan tutumunu bir kadın olarak nasıl değerlendirirsiniz?

Üniversite camiasında , akdemisyenlik yaptığım  için çok olumsuz bir tavır ya da tutumla karşılaştığımı söyleyemem . Bu yaş , donanım ve süreçle de alakalı bir durum .

 

  1. Bu sektörde çalışmaya nasıl karar verdiniz? Sizi buraya çeken neydi?

Ben beş yaşında öğretmen olmaya karar vermiştim ve öğretmen olarak başladım. Gelişim durdurulamaz bir şey ve kendimi akademi de buldum.

 

  1. Mesleğinizde en sevdiğiniz şey nedir?

Beni beslemesi, beni büyütmesi, beni geliştirmesi gençlerle birlikte yaşıyor olmam , paylaşmak sanırım mesleğimde en sevdiğim şeydir. Yani mesleğimde sevmediğim hiç bir şey yok ve çok seviyorum. Herhalde AŞK !

 

  1. Mesleğinizde zorlandığınız zamanlar olmuştur. Bize bu zorlandığınız anları ve üstesinden nasıl geldiğinizi anlatabilir misiniz? Sorunları aşmanızdaki en büyük yardımcınız neler veya kimlerdi? Bu zorluklar hâlâ devam etmekte mi?

Tabii ki çok zorlandım . Birincisi bir konu hakkında bir donanımınız yoksa bir birikiminiz yoksa ve tecrübeniz yoksa zorlanıyosunuz . Bu sebepten en zorlandığım şey bilgisizlik oldu . Bu yüzden sorunlarımı aşarken sürekli araştırma yapmak, incelemek, düşünmek, duygularımı farketmeyi ve bunları kullanmayı öğrendim . Benim mesleğimin iki boyutu var. Bunlardan bir tanesi araştırma , akademisyenlik diğeri ise  öğretmenlik . Akademisyenlikte kadın olarak zorladığım çok zamanlar oldu . Öğretmenlikte de zorlandığım zamanlar oldu. Koca bir ömür, 38.yılımı çalışıyorum . Nasıl aştığıma gelince, sanırım, inancım, çabam ve pozitif bakış açım ile zorlukların üstesinden geldim . Evet, zorluklar devam ediyor ama ben pozitif bakıyor inancımı ve iyi niyetimi koruyorum. Kendimle ve çevremle sağlıklı iletişim kurmaya çabalıyorum. Üniversitede , akademide  çalıştığınız zaman işin akademik boyutunda  araştırma imkanları,araştırma  izinleri , bürokratik engeller, siyasal baskılar, torpiller, liyakatsizlik, gruplaşmalar o kadar çok ki bağımsız kalamıyosunuz. Öğretmen olarak ise eğitim boyutunda  birikime ve deneyime ihtiyacınız var. Sorunlar ve zorluklar devam ediyor ama sizin bilginiz ve tecrübeniz arttıkça bunlarla başa çıkmak biraz daha kolaylaşıyor.

 

  1. Bu sektörde kadın olmanın avantaj veya dezavantajlarının neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Bir avantajı var mı KADIN olmanın ? Özel bir avantajını yaşamadım . Ama dezavantajını yaşadım mı ? Dezavantajını çok yaşadım .  Mesela araştırma yapmak için   bir şehire veya bir ülkeye  gidiyosunuz bu çok zor olabiliyor . Bir kadın olarak akademisyen olup her konuda araştırma yapmak, her yere girip çıkmak, herkes ile görüşmek gerçekten çok zor. Çünkü toplumda çok fazla önyargı var. Mesela bir konuda araştıma , anket yapıyorum bana bu işten ne  çıkarım olduğu soruluyor veya iş yerine gidiyorum  ben sizinle görüşme yapacağım zamanınız var mı ? diye soruyorum aldığım cevaplardan biri bir kadına her zaman zamanım var oluyor. Bu üslup son derece çirkin ! Yani yaklaşımlar sorunlu olabiliyor. Daha doğrusu toplumun ön yargısı var kadın olmanın dezavantajını fazlasıyla yaşıyosunuz ama akademisyen olarak diğer sektörde çalışan kadınlara göre biraz daha şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

 

7.Kadınların iş hayatı başta olmak üzere belli ataerkil tutumlardan ötürü ayrımcılığa uğramasının temelinde sizce neler olabilir? Bu tutumların oluşturduğu doktrinleri yıkmak için sizce neler yapılmalı?

Bir kere kadının kadına değer vermesi lazım . Kadın kendine değer vermediği ve  erkeğin cinsel objesi olarak görülmeye bir son vermediği sürece  yani erkek , kadını elinin altında tutmak için cahil bıraktığı sürece asla hiçbir şey değişmez. Kadının gücünü erkeğin kabul etmesi lazım . Kadın ikinci sınıf değil ! Evet, kadın ile erkek aynı değil ama kadın ve erkek eşit ! Sadece aynı değil. Eşitlik ile aynılığı yanlış anladığımızı düşünüyorum . Erkek ve kadını bir ağaca benzetiyorum yani erkek gücü dışarda ağacın üst kısmı , kadının gücü içerde ağacın alt kısmı. Kökü kaldırdığınız zaman ağaç devrilir ağaç olmadığı zaman da kök hiçbir işe  yaramaz. Birbirinin içindedir , birbirini besler , birbirini büyütür. Birinin büyümesi diğerine bağlıdır yani kadınların özgürce gelişmesine izin vermediğimiz sürece erkekler de gelişmeyecek . Erkeklerin özgürce gelişmesine izin vermediğimiz sürece kadınlar da gelişmeyecek . Erkekleri özgür geliştirmeyen  yine kadınlar , kadınları özgür bırakmayan ise yine erkekler dolayısıyla ataerkil olarak yetiştiren anneler …

Kadının da en büyük düşmanının da kadın olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden kız ve erkek ayırımı yapmamamız lazım . Davul zurna ile sünnet düğünü yaptıkça , kadının kadınlığını yok sayıp erkeğin erkekliğini yücelttikçe her zaman bu eşitsizlik ve adaletsizlik olacak . Erkek dışardaki gücünü kadınlar üzerinde kullanacak.

Anneleri eğitmemiz gerekiyor ama anneleri eğitirken de bu eğitimin temelinde  kadına değerli olduğunu hissettirmemiz gerekiyor .

 

8.Mesleğinizi genç nesile önerir misiniz? Öneriyorsanız, mesleğinizi icra edecek gençlerimize sektörünüz ile ilgili öneri ve tavsiyeleriniz var mı?

Beş yaşında öğretmen olmaya karar verdiğimi söylemiştim ve dünyaya milyarlarca defa gelsem de yine öğretmen olurum , yine öğretmen olurum . Hiç bir şekilde bundan vazgeçmem bu benim aşkım . Akademisyenliğe gelince akademisyen olmayı seviyorum çünkü sürekli kendinizi geliştirme imkanınız var .Sürekli araştırma imkanınız var , sürekli inceleme olanağınız var . Ama bir kadın olarak hem akademiyi hem üniversiteyi hem de  ailenizi idare etmek gerçekten çok zor . Annelik ve akademisyenlik yanyana çok zor yürüyor . Düşünün doktoramı 50 yaşında bitirdim . Hem haftada 40 saatten fazla çalışıp, kariyer yapmak hemde çocuk büyütmek çok zordu . Bütün kadınlar bunu yapıyor yani anneliği ikinci plana itmek çok ağır bir fatura ve bu fatura nesiller boyu devam edebiliyor . O yüzden de kadın için akademisyenlik çok zor . Çok fazla fedakarlık gerektiriyor ya evini , çocuklarını ihmal edecek  ya işini ihmal edecek . İkisini eşitlemeye çalışınca hiçbir zaman tam anlamıyla  istediği kadar yükselemeyecek.

Kadının sorumlulukları toplumda çok daha fazla ama bu kadının içinden gelen bir şey . Annelik ,  devredilebilecek bir şey değil . Bekar kadınlar akademi de çok daha başarılı olabiliyorlar . Evli olanlar da fedakarlık etmek zorunda kendilerinden bir şey harcamak zorunda kalıyor . Günde 20 saat çalışmayı göze alıyorsanız , dağ , taş , tepe demeden araştırma yapabilecekseniz , merak duygunuz hiç bitmeyecekse , günde dört  saat uyuyacağınız günleri göze alabiliyosanız , maddi kaynaklarınızı merak duygunuza harcamak size yapılabilir gözüküyorsa akademisyen olabilirsiniz .

Eğitim sektörü gönül verilecek bir iş . Üniversitede akademisyenlik yapıyorsanız hem akademisyen hem de öğretmen olarak kendinizi geliştirmeniz lazım . Bir kere  akademisyenlik kendi başına bir iş . Bu ikisini birleştirdiğimizde bir de üstüne evlilik , çocuk gibi sorumluluk getirdiğinizde çok büyük fedakarlık istiyor . Kolay olduğunu söyleyemem gerçekten zor bu yüzden gerçekten istiyorsanız diyorum .

 

 

Son olarak sevgili Perihan Ulucan hocamızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için kadınlarımıza bir mesajı var !

 

” 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Dünya erkekler günü yok ve biz maalesef Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Bütün kadınların kendi bedenlerine , kendi akıllarına, kendi paralarına, kendi emeklerine , kendi haklarına sahip olduğu , sahip çıktığı ve bunun kabul görüldüğü,  benimsendiği , hayata geçirildiği bir dünya diliyorum .8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu olsun .”

 

Yazarın yorumu

Perihan ULUCAN ile yaptığım bu röportaj benim için bir kez daha ilham kaynağı oldu . Sürekli araştırması , kendini geliştirmesi , pes etmemesi , akademisyenlik yapıp aynı zamanda bir çok alanda aktif olması bana kadınların bir kez daha güçlü olduklarını  ve dilediklerinde her türlü zorluğu aştıklarını göstermiş oldu . Ayrıca röportaj esnasında ilgisi , naifliği ve hoşgörüsü için birkez daha teşekkür ediyorum . Başta hocamız , Perihan ULUCAN olmak üzere tüm hemcinslerimin 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutluyor daha güzel yarınlar diliyorum .