ANADOLU ROCK OZANI: CEM KARACA

Tam adı Muhtar Cem KARACA 5 Nisan 1945 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Türk rock müziğinin en iyi bilinen isimlerinden biri olan Cem Karaca aynı zamanda tiyatro ve sinema dallarıyla da uğraşmıştır. Anadolu rock türünün kurucularındandır.

1963’te İlham Gencer’in de desteğiyle ilk grubu olan “Dinamikler” grubunu kurdu. Babasının bütün itirazlarına ve önlerine çıkardığı engellere* rağmen genç Cem Karaca müziğini bırakmadı. 1963’lerin sonunda bu grup dağıldı. 1963’ten 1979’ların sonuna kadar birçok grupta yer aldı. Bunlardan en bilineni şuanda da oğlu Emrah Karaca’nın solistliğini yaptığı “Moğollar” grubudur. Moğollar’ın hemen hemen bütün konserlerinde Cem Karaca’yı andıklarını görebilirsiniz.

Yıllar sonra Cem Karaca da solo albüm çıkarmaya karar verdi. 1980 yılında çoğu Nazım Hikmet şiirlerinin bestelerinden oluşan ilk solo albümü “Hasret’i” yayınladı. “Hasret” albümünün hemen ardından siyasi sorunlar sebebiyle çok sevdiği memleketinden uzaklaşmak zorunda kaldı. Aynı yıl babası Mehmet Karaca’yı kaybetti. Maalesef babasının cenazesine katılamadı. Almanya’da yaşayan Cem Karaca, bir yandan da müzik hayatına devam etti. Almanya’daki müzisyen arkadaşı Fehiman Uğurdemir ile birlikte 1982’de “Bekle Beni” albümünü yayınladı. Bu albümdeki “Oğluma”, “Alamanya Berbadı” ve “Bekle Beni” gibi şarkılar Karaca’nın ülkesine duyduğu özlemi göstermekteydi. Bu albüm çıktığında Cem abimiz memlekette bulunamadığı için medyada yer alamadı bundan dolayı çok fazla bilinmedi. 1984’te ise bir şarkısı dışında tüm şarkıları Almanca olan “Die Kanaken” albümünü yayınladı. Albüm bir tiyatro oyununa da çevrildi. Karaca, albüm yayınlandıktan sonra Alman televizyonlarında albümün adı olan “Die Kanaken” olarak sahne aldı ve albümü tanıttı.

29 Haziran 1987’de Cem Karaca, Türkiye’ye döndü. Aynı yıl “Merhaba Gençler ve Her Zaman Genç Kalanlar” albümünü çıkardı. Bu albüm o senenin en çok satan albümlerinden biri oldu. 1988’de bu albümü “Töre” takip etti. Bu albüm sonrası Cem Karaca, TRT ekranlarına da çıkmaya başladı. 21 Temmuz 1990’da sözlerini kendi yazıp, bestesini Cahit Berkay’ın yaptığı “Kahya Yahya” şarkısı ile Altın Güvercin en iyi şarkı ödülünü kazandı. 22 Temmuz 1992’de annesi Toto Karaca hayatını kaybetti. Yılın sonlarına doğru Dikmen ve Berkay ile ikinci çalışması olan “Nerde Kalmıştık?” albümünü yayınladı. “Raptiye Rap Rap” ve “Islak Islak” besteleri ile büyük başarı yakaladı. Bu albümden sonra Cem Karaca, bir süre müzikle aktif olarak ilgilenmedi.

TRT’de 1994’te “Raptiye” adlı programı sundu. 1995’te ise Flash TV‘de “Cem Karaca Show’u” , 1996’da aynı kanalda “Efendime Söyleyeyim” programını yaptı. Verdiği birkaç senelik aranın ardından 1997’nin sonunda “Resimdeki Gözyaşları” şarkısının Ağır Roman filmi için yeniden kayda alınmasıyla çok sevdiği müziğine geri döndü. 1999’da Türk rock müziğinin duayenleri olan Cahit Berkay, Engin YörükoğluAhmet Güvenç ve Uğur Dikmen‘in desteğiyle “Bindik Bir Alamete…” isimli albümünü çıkardı. Şubat 2001’de Murat Töz, Barış Göker ve Cengiz Tuncer ile Cem Karaca Trio olarak sahne almaya başladı. Mayıs 2001’de ise Barış Manço‘nun ölümü ile vokalistsiz kalan Kurtalan Ekspres ile beraber çalmaya başladı. Harbiye Açıkhava Tiyatrosu Konserleri’nde sahne aldılar. 2002’de Yol Arkadaşları adlı grubu kurup yine onlarla sahne aldı.

8 Şubat 2004 sabahında, solunum ve kalp yetmezliğine bağlı olarak ağır bir kalp krizi geçirdi. Uygulanan tüm müdahalelere rağmen kaldırıldığı Bakırköy Acıbadem Hastanesi’nde 58 yaşında hayata gözlerini yumdu. Ölümünden önce kaydettiği son şarkılar ancak ölümünden kısa süre sonra yayınlandı. İlk önce “Hayvan Terli” teklisi yayınlandı. Mehmet Eryılmaz‘ın bu şarkısına Karaca’nın bir bar programında bu şarkıyı söylerkenki görüntüleri ile klip çekildi. Mayıs 2005 tarihinde, ölümünden 10 gün önce (2004) Mahsun Kırmızıgül ile kaydettiği “Hayat Ne Garip?”, Kırmızıgül’ün Sarı Sarı albümünde yayınlandı. Karaca ve Kırmızıgül’ün stüdyodaki görüntülerinden oluşan bir klip yayınlandı. Ölümünün 6. yılında Beyaz Show‘da daha önce kaydedip yayınlamadığı “Karagözlüm” adlı şarkı ilk kez gün yüzüne çıkmıştır.

ÖDÜLLERİ:

  • 1967: Altın Mikrofon yarışması: Emrah adlı eserin bestesi ile ikincilik ödülü. (Cem Karaca ve Apaşlar)
  • 1971: Hey dergisi: Dadaloğlu ile birincilik ödülü. (Cem Karaca ve Kardaşlar)
  • 1972: Hey Yılın Müzik Oskarları: “Yılın Erkek Sanatçısı”
  • 1974: Hey dergisi: “Yılın Bestesi” – Namus Belası
  • 1974: Demokrat İzmir: “Yılın Plağı” – Namus Belası (Cem Karaca ve Moğollar)
  • 1975: Hey Yılın Müzik Oskarları: “Yılın Erkek Sanatçısı”
  • 1975: Altın Kelebek: Türk Batı Müziğinde “Yılın Erkek Şarkıcısı” ödülü
  • 1975: Ses dergisi: “Yılın Batı Müziği Sanatçısı”
  • 1976: TGS İzmir Basın: “Yılın Erkek Sanatçısı”
  • 1976: TGS İzmir Basın: “Başarılı Plak” – Kavga (Cem Karaca ve Dervişan)
  • 1977: TGS İzmir Basın: “Yılın Topluluğu” – Dervişan
  • 1977: TGS İzmir Basın: “Yılın Erkek Sanatçısı”
  • 1990: 4. Altın Güvercin şarkı yarışması: “Yorumcu ödülü” – Kahya Yahya
  • 1990: 4. Altın Güvercin” şarkı yarışması: “Söz Yazarı Ödülü” – Kahya Yahya
  • 1993: RaksPopsav ve Kültür Bakanlığı‘nın düzenlediği “Türk Pop Müziğinde 35 Yıl”: “Yılın bestesi ödülü” – Namus Belası
  • 1995: Bahçelievler Belediyesi: Basın ödülü
  • 1999: Avrupa Gençlik Festivali “Kuzey Yıldız”
  • 2000: Gazeteci ve Yazarlar Vakfı: Çeyrek asrı aşan gurur tablosu
  • 2001: Burç FM: Onur Ödülü

BİLİNMEYENLER:

  • Karaca’nın ölümünden sonra Karaca’nın çocuğunun annesi Feride Balkan ve son eşi İlkim Erkan Karaca arasında sorunlar yaşandı. İlkim Karaca, Karaca’nın çocukluğunda geçirdiği bir kaza sonucu kısır olduğunu, bu yüzden Emrah Karaca’nın onun oğlu olmadığını iddia etti. Mahkeme kararı ile Cem Karaca’nın mezarı açılıp DNA örnekleri alındı. DNA testi sonucu Emrah’ın Cem Karaca’nın oğlu olduğu tespit edildi.

  • Müzik ile ilk tanışması, annesinin teyzesi Rosa Felegyan’ın Cem Karaca’ya piyano notalarını ve piyano nağmelerini öğretmesiyle başlamış.

  • Büyüyünce ne olacaksın diye soranlara “Ya doktor ya mühendis olacağım.” cevabını verirmiş.

  • Çarşamba günleri Fenerbahçe’nin maç günü olduğundan o günlere konser konmasını istemezmiş. Koyu bir Fenerbahçeliymiş Cem Abimiz.

  • İyi bir şarkıcı olmanın yanı sıra iyi bir gemiciymiş. Bir tekne gördüğünde uzunluğunu, ağırlığını, hangi malzemeden yapıldığını hemen söylermiş.

  • Ölümünü hissetmişçesine sık sık “Allah canımı ya sahnede alsın ya da kral yatağımda” diyormuş.

CEM KARACA’NIN SESİNDEN:

CEM KARACA BELGESELLERİ:

KAYNAKÇA:

 

İNCİ UYGUN

 

Yorumlar

Your email address will not be published. Required fields are marked *